Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; yayın tarihindeki bilgilere göre hazırlanmıştır, mevzuat değişebilir ve hukuki görüş niteliği taşımaz.
Aynı olay, iki ayrı yargılama
Ölüm veya yaralanmayla sonuçlanan bir trafik kazası iki ayrı hukuki sonuç doğurabilir. Birincisi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun taksirle öldürmeyi düzenleyen 85. maddesi ve taksirle yaralamayı düzenleyen 89. maddesi kapsamında yürütülen ceza soruşturması ve kamu davasıdır. İkincisi, zarar görenin uğradığı zararın giderilmesi için açılan tazminat davasıdır.
Taksirle öldürme suçu için Kanun iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası, taksirle yaralama için dört aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörür; nitelikli hâllerde cezalar artırılır. Tazminat davası ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiil hükümlerine ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun işleten sorumluluğuna ilişkin hükümlerine dayanır. 2918 sayılı Kanunun 110. maddesine göre bu Kanundan doğan sorumluluk davaları adli yargıda görülür.
Ceza davasına katılma
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 237. maddesine göre mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilir. Kanun yolu muhakemesinde davaya katılma isteminde bulunulamaz; ancak ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddedilen veya karara bağlanmayan katılma istekleri, kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmişse incelenip karara bağlanır.
238. maddeye göre katılma, kamu davasının açılmasından sonra mahkemeye dilekçe verilmesi veya katılma istemini içeren sözlü başvurunun duruşma tutanağına geçirilmesi suretiyle olur. Katılma davayı durdurmaz. 242. maddeye göre katılan, Cumhuriyet savcısına bağlı olmaksızın kanun yollarına başvurabilir. 239. madde ise belirli suçlarda ve alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda baro tarafından avukat görevlendirilmesinin istenebileceğini düzenler.
Uzlaştırma
Ceza Muhakemesi Kanununun 253. maddesi, belirli suçlarda şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören arasında uzlaştırma girişiminde bulunulmasını düzenler. Madde kapsamında şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın sayılan suçlar arasında Türk Ceza Kanununun 89. maddesindeki taksirle yaralama da yer alır.
Uzlaştırma, ceza yargılamasında bir sonuç yolu olduğu gibi tarafların maddi zararlarının giderilmesi konusunda da etkili olabilir. Uzlaşma sağlanması durumunda ceza yargılamasının nasıl sonuçlanacağı ve tazminat talebinin akıbeti kanunun ilgili hükümlerine ve uzlaşma metninin içeriğine bağlıdır.
Hukuk hâkiminin ceza kararıyla bağlılığı
Türk Borçlar Kanununun 74. maddesi, hâkimin zarar verenin kusurunun olup olmadığı ve ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığını, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı olmadığını belirtir. Aynı şekilde ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hâkimini bağlamaz.
Bu nedenle ceza davasında beraat kararı verilmesi, tazminat sorumluluğunun doğmayacağı anlamına gelmeyebilir; tersine mahkûmiyet kararı da hukuk hâkimi bakımından zararın miktarını kendiliğinden belirlemez. Her iki yargılamada delil değerlendirmesi ayrı yapılır.
Zamanaşımı bakımından ilişki
Ceza kanununun daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğan tazminat için bu uzun süre uygulanır. Bu kural hem 6098 sayılı Kanunun 72. maddesinde hem 2918 sayılı Kanunun 109. maddesinde yer alır. Kamu davası zamanaşımı süreleri ise 5237 sayılı Kanunun 66. maddesinde belirlenmiştir.
Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl, beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl öngörülmüştür. Sürelerin belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının üst sınırı esas alınır ve nitelikli hâller de göz önünde bulundurulur. Hangi sürenin uygulanacağı, dosyadaki suç nitelendirmesine göre belirlenir. Ayrıntı için ayrı bir yazı hazırlanmıştır.
Aydın'da başvuru yeri
Sigorta uyuşmazlıklarında önce sigorta şirketine yazılı başvuru yapılır; ardından Sigorta Tahkim Komisyonu (çevrim içi) veya yetkili mahkemeler gündeme gelir. Kaza tutanağı şehir içinde kolluk, kırsalda jandarma tarafından düzenlenir. Aydın Adliyesi, Efeler'de Köprülü-Veysi Paşa Mahallesi'ndeki Adalet Sarayı'nda hizmet verir; Nazilli ve Söke adliyeleri ile bunlara bağlı ilçe adliyeleri için ilçe–adliye tablosu Aydın'da yargı sayfasındadır.
