İçeriğe geç

· Hazırlayan: Av. Muhammet Kaya

Riskli Yapı Tespiti: İtiraz ve Kira Yardımı Adım Adım

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; yayın tarihindeki bilgilere göre hazırlanmıştır, mevzuat değişebilir ve hukuki görüş niteliği taşımaz.

Riskli yapı kavramı ve kanun

Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun, yani 6306 sayılı Kanun, afet riski taşıyan alanlarda ve bu alanlar dışında riskli yapıların bulunduğu yerlerde dönüşümün usul ve esaslarını düzenler. Riskli yapı kavramı kanunda tanımlanmıştır; tanım ve ayrıntılı ölçütler kanun ve ilgili yönetmeliklerde yer alır.

Bu yazıda kanunun madde numaraları ve süreleri verilmemiştir. Süreçlerin süreleri, merciler ve tebligat usulü kanunun güncel metninden ve ilgili yönetmelikten kontrol edilmelidir. Aşağıdaki başlıklar, sürecin genel akışını göstermektedir.

Tespit aşaması

Riskli yapı tespiti, yapının veya yapı stokunun teknik incelemesi sonucunda yapılır. Hangi kişi ve kurumların başvurusuyla ya da hangi hâllerde idarece tespit yapılabileceği kanunda düzenlenmiştir. Tespit sonucunun kimlere ve nasıl bildirileceği de kanun ve yönetmelikteki usule göre belirlenir.

Teknik incelemeler, kanunda belirtilen yetkili kuruluşlarca yapılır ve sonuçlar bir rapor olarak düzenlenir. Raporun içeriği ve hukuki sonucu kanundaki ve yönetmelikteki usule göre belirlenir.

Tespite itiraz

Riskli yapı tespitine karşı kanunda öngörülen süre içinde ve belirlenen mercie itiraz edilebilir. İtiraz dilekçesinde tespitin hangi yönlerinin yanlış olduğu, varsa karşı teknik rapor veya bilimsel veri açıkça belirtilir. İtirazın nasıl inceleneceği ve sonucunun ne olacağı kanundaki usule bağlıdır.

İtirazın reddedilmesi hâlinde idari yargıya başvurma yolu açık olabilir. Riskli yapı tespiti ve itiraz sonucu idari işlem niteliğindedir; bu işlemlere karşı idari yargıda dava açılabilir. Dava açma süresi, yetkili mahkeme ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kurallar ilgili usul kanunlarında düzenlenmiştir. Bu yazıda bu sürelere yer verilmemiştir; güncel mevzuat esas alınmalıdır.

Malikler arasında uzlaşma ve dönüşüm

Riskli yapı tespit edildikten sonra yapının yıkılıp yeniden inşa edilmesi, maliklerin ortak karar vermesini gerektirir. Kanun, bu karar için belirli bir çoğunluk aramakta; hangi çoğunluk oranının geçerli olduğu ve nasıl hesaplandığı kanun metninde yer almaktadır. Uzlaşma sağlanamayan hâllerde kanun, anlaşmayan maliklerin paylarının devri veya satışı gibi çözüm yolları öngörebilir.

Paylı mülkiyette ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması, 6325 sayılı Kanunun 18/B maddesinin birinci fıkrasındaki (b) bendi uyarınca dava şartıdır. Bu hüküm, genel olarak ortaklığın giderilmesi davalarına ilişkin olup, 6306 sayılı Kanun kapsamındaki özel usul kuralları varsa bunlar ayrıca değerlendirilir.

Yıkım ve tahliye

Riskli yapının yıkılması, maliklerin kanunda belirtilen süre içinde yıkımı gerçekleştirmesi veya yıkımın idarece yaptırılması şeklinde olur. Süre sonunda yıkım yapılmazsa idare, kanunda öngörülen yetkilerini kullanabilir. Yıkım öncesinde yapının tahliyesi gibi işlemler de gündeme gelebilir.

Yapıda kiracı veya başka kullanıcılar varsa tahliye ve kira ilişkisinin sona ermesi, Türk Borçlar Kanununun kira sözleşmelerine ilişkin hükümleri çerçevesinde ayrıca değerlendirilir. Bu yazı kira hukukuna girmeden, süreçte karşılaşılan genel adımları göstermektedir.

Kira yardımı ve süreçte dikkat edilen noktalar

Kanun ve ilgili düzenlemelerde, belirli koşullar altında kira yardımı yapılmasına ilişkin hükümler bulunabilir. Yardımın şartları, başvuru yeri, istenen belgeler ve tutarı, kanun ve ilgili yönetmelik ile Bakanlıkça yayımlanan açıklamalarda belirlenir. Tutarlar yıllık olarak değişebilir; bu nedenle güncel tutar ilgili resmî kaynaktan öğrenilmelidir.

Başvuruda genellikle tapu bilgisi, kimlik bilgisi, riskli yapı tespit belgesi ve kira sözleşmesi gibi belgeler önem taşır. Hangi belgelerin istendiği ve başvurunun nasıl yapılacağı, ilgili idarenin güncel duyurularından kontrol edilir.

Riskli yapı sürecinde tebligatlar önemlidir; çünkü itiraz ve dava süreleri çoğunlukla tebliğ tarihinden başlar. Tebliğ edilen belgelerin saklanması ve tarihlerinin not edilmesi gerekir. Tapu kaydındaki ilgili kayıtların da güncel olarak kontrol edilmesi, süreçte hak kaybı yaşanmaması bakımından önem taşır.

Bu yazı genel bilgi niteliğindedir ve belirli bir yapı için hukuki değerlendirme içermez. Süre, merci, çoğunluk ve yardım tutarları için mevzuat.gov.tr ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının güncel açıklamaları esas alınmalıdır.

Aydın'da yargı yeri

Taşınmaza ilişkin davalar taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde görülür; tapu kayıtları tapu müdürlüklerinden öğrenilir. Aydın Adliyesi'nde arabuluculuk bürosu ve icra müdürlüğü bulunur. Aydın Adliyesi, Efeler'de Köprülü-Veysi Paşa Mahallesi'ndeki Adalet Sarayı'nda hizmet verir; Nazilli ve Söke adliyeleri ile bunlara bağlı ilçe adliyeleri için ilçe–adliye tablosu Aydın'da yargı sayfasındadır.

Aydın'da yargı: adliyeler ve ilçeler

Kaynaklar

İlgili yazılar

Hukuk sözlüğü · Sık sorulan sorular