Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; yayın tarihindeki bilgilere göre hazırlanmıştır, mevzuat değişebilir ve hukuki görüş niteliği taşımaz.
Dijital delil kavramı
Dijital delil; ekran görüntüsü, e-posta, kısa mesaj, anlık mesajlaşma kaydı, sosyal medya paylaşımı, log kaydı, fotoğraf ve ses ya da görüntü kaydı gibi elektronik ortamdaki verileri kapsar. Bu veriler hem hukuk davalarında hem ceza yargılamasında bir olayın ispatı için ileri sürülebilir. Delilin hukuki değeri, içeriğinden çok çoğu zaman nasıl elde edildiğine, değiştirilmediğinin gösterilip gösterilemediğine ve kime ait olduğunun saptanabilmesine bağlıdır.
Dijital veriler kolayca kopyalanabildiği ve düzenlenebildiği için mahkemeler bu delillerin bütünlüğünü, kaynağını ve bağlamını ayrıca değerlendirir. Bir ekran görüntüsünün tek başına hangi sonucu doğuracağı, dosyadaki diğer delillerle birlikte takdir edilir.
Hukuk yargılamasında belge ve elektronik veri
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 199. maddesine göre uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir. Ekran görüntüleri ve elektronik yazışmalar bu çerçevede belge olarak ileri sürülebilir.
Usulüne göre güvenli elektronik imza ile oluşturulan elektronik veriler ise 205. maddeye göre senet hükmündedir. Hâkim, delil olarak sunulan elektronik imzalı belgenin güvenli elektronik imza ile oluşturulup oluşturulmadığını resen inceler. Güvenli elektronik imza taşımayan bir ekran görüntüsü bu özel güçten yararlanmaz; mahkeme bu delili dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirir.
Taraflardan biri kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkâr etmek isterse 208. maddeye göre sahtelik iddiasında bulunmalıdır; aksi hâlde belge aleyhine delil olarak kullanılır.
Hukuka aykırı elde edilen deliller
Delilin değeri bakımından belirleyici sorulardan biri, hukuka uygun elde edilip edilmediğidir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 189. maddesinin ikinci fıkrasına göre hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. Ceza yargılamasında da 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 206. maddesi, kanuna aykırı olarak elde edilen delilin reddedilmesini öngörür; 217. maddenin ikinci fıkrası ise yüklenen suçun hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebileceğini belirtir.
Bu nedenle başkasının cihazına izinsiz girilerek, haberleşmenin gizliliği ihlal edilerek veya özel konuşmalar rızasız kaydedilerek elde edilen veriler delil olarak kullanılmak istendiğinde ayrıca hukuka aykırılık tartışması doğabilir. Türk Ceza Kanununun 132. ve 133. maddeleri haberleşmenin ve konuşmaların gizliliğini, 134. maddesi özel hayatın gizliliğini koruyan suç tipleridir.
Bütünlüğü gösteren unsurlar
Kanun, ekran görüntüsünün nasıl alınacağına dair biçimsel bir kural koymamaktadır; ancak uygulamada delilin güvenilirliğini güçlendiren unsurlar bilinmektedir. Görüntüde yayının adresinin, hesabın, tarih ve saat bilgisinin görünmesi, yazışmanın tamamının bağlamıyla birlikte saklanması ve özgün cihazın ya da hesabın korunması bunlar arasındadır.
Daha ileri güvence için içeriğin noter gibi bir resmî merci aracılığıyla tespit ettirilmesi veya elektronik imza ya da zaman damgası gibi yöntemlerin kullanılması yoluna gidildiği görülmektedir. Bu yöntemlerin delil değeri ve kapsamı, ilgili mevzuata ve olayın özelliklerine göre mahkemece takdir edilir; bu yazıda her yöntem için ayrıca madde numarası verilmemektedir.
Ceza muhakemesinde bilgisayar ve kayıtlar
5271 sayılı Kanunun 134. maddesi, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması ve başka surette delil elde etme imkânının olmaması hâlinde, şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına, kayıtlardan kopya çıkarılmasına ve bu kayıtların çözülerek metin hâline getirilmesine karar verilebileceğini düzenler. Karar hâkim tarafından verilir; gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı da karar verebilir ve bu kararlar yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur. Resmî metindeki dipnota göre CMK m.134, Anayasa Mahkemesinin 12 Şubat 2026 tarihli kararıyla iptal edilmiştir; kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra (25 Şubat 2027) yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır. Bu nedenle madde metninin ve yerine getirilecek düzenlemenin güncel durumu mevzuat.gov.tr adresinden izlenmelidir.
Aynı maddeye göre bilgisayara elkoyma sırasında sistemdeki bütün verilerin yedeklemesi yapılır ve alınan yedekten bir kopya şüpheliye veya vekiline verilir. Elkoymaksızın verilerin kopyası alındığında da bu husus tutanağa kaydedilir ve ilgililerce imzalanır. Bu hükümler, dijital verinin kontrollü biçimde çoğaltılmasının ve bütünlüğünün korunmasının kanuni dayanağını oluşturur.
Uygulamada dikkat edilen noktalar
Delil olarak kullanılması düşünülen dijital verinin silinmeden, düzenlenmeden ve yalnızca belirli bir bölümü kesilmeden saklanması önemlidir. Mümkün olduğunda özgün kaydın korunması ve gerektiğinde teknik inceleme yapılabilmesi için cihazın ya da hesabın erişilebilir tutulması tercih edilir. Teknik inceleme gerektiren hâllerde mahkeme bilirkişiye başvurabilir.
Bu yazı genel bilgi niteliğindedir. Bir delilin dosyada nasıl değerlendirileceği, davanın türüne, delilin elde ediliş biçimine ve karşı tarafın itirazlarına göre değişir.
Başvuru yeri
Bilişim ve kişisel veri konularındaki başvuruların çoğu çevrim içi yapılır; yerel bir şube yoktur. Suç duyurusu için adliyelerdeki Cumhuriyet Başsavcılıkları, hukuk yolu için genel yetki kurallarına göre belirlenen mahkemeler görevlidir. Aydın Adliyesi, Efeler'de Köprülü-Veysi Paşa Mahallesi'ndeki Adalet Sarayı'nda hizmet verir; Nazilli ve Söke adliyeleri ile bunlara bağlı ilçe adliyeleri için ilçe–adliye tablosu Aydın'da yargı sayfasındadır.
