Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; yayın tarihindeki bilgilere göre hazırlanmıştır, mevzuat değişebilir ve hukuki görüş niteliği taşımaz.
Değişikliğin dayanağı: 7589 sayılı Kanun
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) güncel metninde 107. madde “Belirsiz alacak davası” başlığını taşımakta, ancak madde metni “Mülga: 16/7/2026-7589/19 md.” notuyla gösterilmektedir. Yani 16 Temmuz 2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunun 19. maddesiyle belirsiz alacak davasına ilişkin hüküm yürürlükten kaldırılmıştır. Kanunun Resmî Gazete’de yayımı 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı sayıdadır; HMK’nin 107. ve 109. maddelerine ilişkin değişiklikler 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Madde başlığı daha önce, 7251 sayılı Kanunun 7. maddesiyle “Belirsiz alacak ve tespit davası” iken “Belirsiz alacak davası” olarak değiştirilmişti. Dolayısıyla 107. madde son yıllarda iki kez kanun değişikliğine konu olmuştur; bu kez hüküm tümüyle kaldırılmıştır.
Aynı Kanun HMK’nin 109, 147, 166, 168 ve 362. maddelerinde de değişiklik yapmıştır. Bu yazı yalnızca 107 ve 109. maddelerdeki değişikliği ele alır.
Kaldırılan hüküm neyi düzenliyordu?
Belirsiz alacak davası, davacının alacak miktarını veya değerini dava açıldığı sırada tam ve kesin olarak belirleyemediği durumlara ilişkin bir dava türüydü. Madde mülga edildiği için güncel metinde artık buna dair bir hüküm yer almaz; eski düzenlemenin ayrıntıları bu yazıda yeniden anlatılmamıştır.
Hâlen geçerli olan genel kural HMK m.119’da yer alır. Dava dilekçesinde, malvarlığı haklarına ilişkin davalarda dava konusunun değerinin gösterilmesi gerekir (m.119/1-d). Eksikliklere ilişkin kural ise şöyledir: Bazı unsurların eksik olması hâlinde hâkim, davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verir; bu süre içinde tamamlanmazsa dava açılmamış sayılır. Ancak maddenin ikinci fıkrası, (a), (d), (e), (f) ve (g) bentlerini bu kesin süre kuralının dışında tutar.
Kısmi dava: HMK m.109
HMK m.109/1’e göre talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir. Üçüncü fıkra, dava açılırken talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılmasının geri kalan kısımdan feragat edildiği anlamına gelmediğini belirtir.
7589 sayılı Kanunun 20. maddesiyle bu maddeye dördüncü fıkra eklenmiştir. Yeni fıkra, alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusunun, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabileceğini düzenler. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.
Düzenlemenin kanun metnindeki üç önemli unsuru şunlardır: artırma imkânı yalnızca alacağın bir kısmının dava edildiği durumlar için tanınmıştır; artırma aynı davada bir defaya mahsustur; zamanaşımının kesilmesi artırılan kısım için de dava tarihine göre kabul edilir.
- Kapsam: Alacağın yalnızca bir kısmı dava edilmiş olmalıdır.
- Süre: Artırma, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir.
- Sayı: Artırma bir defaya mahsustur.
- Zamanaşımı: Artırılan kısım için de dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.
İddianın genişletilmesi yasağı ile ilişkisi
HMK m.141, taraflara cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilme ya da değiştirebilme imkânı tanır; dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ise iddia veya savunma genişletilemez ya da değiştirilemez. Aynı maddenin ikinci fıkrası, ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümlerini saklı tutar.
Yeni 109/4 hükmü, bu genel yasağın bir istisnasını kısmi dava açısından getirmektedir; talebin artırılması, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın yapılabilir. Hükmün ıslah müessesesiyle ilişkisi ve uygulamada nasıl yorumlanacağı mahkeme içtihatlarında belirginleşecektir; bu konuda kesinleşmiş bir uygulamadan söz edilemez.
Eda ve tespit davası ile karıştırılmamalıdır
HMK m.105’e göre eda davası yoluyla davalının bir şeyi vermeye, yapmaya veya yapmamaya mahkûm edilmesi talep edilir. Tespit davası ise m.106 uyarınca bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesini amaçlar; tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır ve maddi vakıalar tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz.
Belirsiz alacak davasına ilişkin 107. maddenin mülga edilmesi, eda ve tespit davalarını ortadan kaldırmamıştır; bu davalar mevcut hükümlerle sürmektedir.
Geçiş hükümleri, yani 7589 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden önce açılmış davaların hangi hükme göre sürdürüleceği, bu yazıda kullanılan mevzuat metinleri içinde ayrıca doğrulanamamıştır. Bu konuda 7589 sayılı Kanunun Resmî Gazete’de yayımlanan metnindeki geçici ve yürürlük hükümlerine bakmak gerekir.
Aynı Kanunla yapılan diğer usul değişikliklerinden örnekler
7589 sayılı Kanun, HMK m.147’ye bir fıkra eklemiştir. Buna göre duruşmalar arasındaki süre üç aydan daha uzun olamaz; ancak işin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde hâkim, gerekçesini belirterek daha uzun bir süre belirleyebilir.
Aynı Kanun, davaların birleştirilmesine ilişkin 166. maddede bir cümleyi, birleştirme ve ayırma kararlarına karşı kanun yollarını düzenleyen 168. maddeyi ve istinaf sonrasında verilen kararlara karşı temyiz yolunu düzenleyen 362. maddeyi değiştirmiştir. Bu düzenlemelerin ayrıntısı için HMK’nin güncel metnine başvurulmalıdır.
Aydın'da yargı yeri
Medeni hukuk uyuşmazlıkları, konusuna göre sulh hukuk, asliye hukuk veya tüketici mahkemesinde görülür; icra işlemleri icra müdürlüklerinde yürütülür. Aydın Adliyesi'nde icra müdürlüğü ve arabuluculuk bürosu bulunur. Aydın Adliyesi, Efeler'de Köprülü-Veysi Paşa Mahallesi'ndeki Adalet Sarayı'nda hizmet verir; Nazilli ve Söke adliyeleri ile bunlara bağlı ilçe adliyeleri için ilçe–adliye tablosu Aydın'da yargı sayfasındadır.
