İçeriğe geç

· Hazırlayan: Av. Muhammet Kaya

İbraname Nedir? İbra Sözleşmesinin Geçerlilik Şartları

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; yayın tarihindeki bilgilere göre hazırlanmıştır, mevzuat değişebilir ve hukuki görüş niteliği taşımaz.

İbra ve ibraname ne anlama gelir

İbra, alacaklının borçluya karşı sahip olduğu alacaktan vazgeçmesini ifade eder. Türk Borçlar Kanununun genel hükümlerinde ibra sözleşmesi, borcu sona erdiren bir işlem olarak düzenlenmiştir. İş ilişkisinde ise bu işlem, çoğunlukla iş sözleşmesinin sona ermesi sırasında imzalanan ve işçinin işverenden alacağı kalmadığını belirten bir belge olarak karşımıza çıkar; gündelik dilde bu belgeye ibraname denir.

İbraname, işçi bakımından önemli sonuçlar doğurabilen bir belgedir. Bu nedenle kanun koyucu, iş ilişkisindeki ibra için genel kurallardan ayrı ve daha sıkı bir düzenleme getirmiştir. Aşağıda bu düzenleme, Kanun metnine bağlı kalınarak genel bilgi olarak anlatılmaktadır.

Türk Borçlar Kanunu m.420 neyi düzenler

Türk Borçlar Kanununun 420. maddesi, hizmet sözleşmelerinde ceza koşulu ve ibra konusunu birlikte ele alır. Maddenin birinci fıkrasına göre hizmet sözleşmelerine yalnızca işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir. İkinci fıkra ise işçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin hangi şartları taşıması gerektiğini sayar.

Maddenin dördüncü fıkrası, ikinci ve üçüncü fıkra hükümlerinin, destekten yoksun kalanlar ile işçinin diğer yakınlarının isteyebilecekleri dâhil, hizmet sözleşmesinden doğan bütün tazminat alacaklarına da uygulanacağını belirtir. Dolayısıyla düzenleme yalnızca ücret alacaklarıyla sınırlı değildir.

Geçerlilik için aranan şartlar

Kanun metnine göre işçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesi için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir:

Kanun, bu unsurları taşımayan ibra sözleşmelerinin veya ibranamenin kesin olarak hükümsüz olduğunu belirtir. Yani yalnızca imzalanmış bir belgenin bulunması, işçinin alacağından vazgeçtiği sonucuna tek başına yetmez.

  • İbra sözleşmesi yazılı olmalıdır.
  • İbra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık süre geçmiş bulunmalıdır.
  • İbra konusu alacağın türü ve miktarı açıkça belirtilmelidir.
  • Ödeme, hak tutarına nazaran noksansız olmalı ve banka aracılığıyla yapılmalıdır.

Bir aylık süre ve banka aracılığıyla ödeme

Bir aylık süre, sözleşmenin sona ermesinden başlayarak hesaplanır. Sözleşme sona ermeden önce veya sona erdiği gün imzalanan ve alacak kalmadığını bildiren belgeler, bu süre şartı bakımından Kanun metnindeki ölçüyle değerlendirilir. Bu nokta uygulamada sıkça tartışılan bir konudur ve somut olayın koşullarına göre değerlendirilir; bu yazıda yalnızca Kanun metninde yer alan şart aktarılmaktadır.

Banka aracılığıyla ödeme şartı da ayrıca aranır. İş Kanununun 32. maddesi de ücretin işyerinde veya özel olarak açılan bir banka hesabına ödenmesinden söz eder ve iş sözleşmelerinin sona ermesinde işçinin ücreti ile sözleşme ve Kanundan doğan para ile ölçülmesi mümkün menfaatlerinin tam olarak ödenmesinin zorunlu olduğunu belirtir. Bu iki hüküm birlikte okunduğunda, ibra belgesinin ödemeyle uyumlu olması ve ödemenin kayıt altında yapılması önem taşır.

Eksik ödemede belgenin durumu: makbuz hükmü

Türk Borçlar Kanununun 420. maddesinin üçüncü fıkrası, hakkın gerçek tutarda ödendiğini içermeyen ibra sözleşmelerinin veya ibra beyanını içeren diğer ödeme belgelerinin, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmünde olduğunu belirtir. Bu durumda dahi ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması zorunludur.

Başka bir anlatımla, belgede yazan tutar ile işçinin hakkı olan tutar arasında fark varsa belge, yalnızca belgede yazılı olan miktarın ödendiğini gösteren bir makbuz niteliği taşır. Belgedeki ibra ifadesi, farkın istenemeyeceği sonucunu doğurmaz. Ücret alacaklarında zamanaşımı süresinin İş Kanununun 32. maddesine göre beş yıl olduğu da bu çerçevede hatırlanmalıdır.

İbranameyi imzalamadan önce bakılabilecek noktalar

İbraname imzalanmadan önce belgenin hangi alacakları kapsadığına, tutarların ayrı ayrı yazılıp yazılmadığına ve ödemenin banka kaydıyla örtüşüp örtüşmediğine bakılması, Kanundaki şartlar bakımından yol göstericidir. Bunun yanında sözleşmenin sona ermesinden itibaren bir ay geçip geçmediği de tarihler üzerinden kontrol edilebilir.

Bu yazı genel bilgi niteliğindedir; belirli bir belgenin geçerli olup olmadığı, belgenin içeriğine ve ödeme kayıtlarına göre yetkili mahkemece değerlendirilir.

Aydın'da yargı yeri

İş uyuşmazlıklarında dava açmadan önce arabulucuya başvurmak kural olarak zorunludur; Aydın Adliyesi'nde arabuluculuk bürosu bulunur. Dava, kanundaki yetki kurallarına göre iş mahkemesinde açılır. Aydın Adliyesi, Efeler'de Köprülü-Veysi Paşa Mahallesi'ndeki Adalet Sarayı'nda hizmet verir; Nazilli ve Söke adliyeleri ile bunlara bağlı ilçe adliyeleri için ilçe–adliye tablosu Aydın'da yargı sayfasındadır.

Aydın'da yargı: adliyeler ve ilçeler

Kaynaklar

İlgili yazılar

Hukuk sözlüğü · Sık sorulan sorular