Menfi tespit ve istirdat davalarının İcra ve İflas Kanunu m.72 çerçevesinde şartları, ihtiyati tedbir, tazminat ve süreleri hakkında genel bilgi.
Menfi tespit davası, davacının davalıya karşı belirli bir borçtan dolayı borçlu olmadığının mahkeme kararıyla belirlenmesini amaçlayan bir tespit davasıdır. İstirdat davası ise borçlu olmadığı hâlde ödeme yapmak zorunda kalan kişinin ödediği parayı geri almasını sağlar. Bu iki dava İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesinde düzenlenmiştir ve icra takibi ile yakından ilişkilidir.
Bu sayfa her iki davanın kanundaki genel çerçevesini tanıtır; belirli bir takip dosyası hakkında değerlendirme içermez. Somut durumda süreler, teminat ve ispat konusu dosyaya göre değişir. Mevzuat değişebileceğinden güncel metin mevzuat.gov.tr adresinden izlenmelidir.
- Menfi tespit davası kavramı ve hukuki yarar
- Takipten önce ve takipten sonra açılan dava
- İhtiyati tedbir ve teminat
- İstirdat davası ve bir yıllık süre
- Haksız takip tazminatı
- Yetkili mahkeme ve ispat
Dava türünün belirlenmesi
Henüz ödeme yapılmamışsa borçlu olmadığının tespiti için menfi tespit davası; ödeme yapılmışsa ödenen paranın geri alınması için istirdat davası gündeme gelir (İİK m.72).
Hukuki yararın değerlendirilmesi
Davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması bir dava şartıdır (HMK m.114).
Dava dilekçesi
Dava, HMK m.119’daki unsurları taşıyan bir dilekçeyle açılır. Takip varsa dilekçede takip dosyası ve alacak açıkça belirtilir.
Tedbir talebi
Takipten önce açılan davada mahkeme, kanundaki teminat karşılığında takibin durdurulmasına karar verebilir. Takipten sonra açılan davada tedbirle takip durdurulamaz (İİK m.72).
Yargılama ve karar
Deliller toplanır ve mahkeme karar verir. Dava borçlu lehine sonuçlanırsa takip durur ve icra eski hâle iade edilir; alacaklı lehine sonuçlanırsa tedbir kararı kalkar (İİK m.72).
Menfi tespit davası nedir?
Menfi tespit davasında davacı, belirli bir hukuki ilişkiden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitini ister. İcra ve İflas Kanunu uyarınca borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir (İİK m.72). Dava, tespit istemi taşıdığı için davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması gerekir (HMK m.114).
Menfi tespit davası ile takibe itiraz birbirinden ayrı yollardır. İtiraz, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yapılır ve süresinde yapılan itiraz takibi durdurur (İİK m.62, 66). Menfi tespit davası ise borcun esasına ilişkin yargılama yapılmasını sağlar.
Takipten önce ve takipten sonra açılan dava
İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine, alacağın kanunda belirtilen oranından aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ise ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak borçlu, gecikmeden doğan zararları karşılamak ve kanunda belirtilen orandan aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini mahkemeden isteyebilir (İİK m.72). Teminat oranı ve tutarı kanun metninden öğrenilmelidir.
Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Bu hükmün kesinleşmesi hâlinde alacaklı, tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır ve bu zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır (İİK m.72).
Borçlu lehine sonuç ve haksız takip tazminatı
Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa takip derhâl durur. İlamın kesinleşmesi üzerine, ayrıca hükme gerek kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hâle iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talep üzerine borçlunun dava sebebiyle uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir (İİK m.72). Kanun bu zarar için bir alt sınır öngörmüştür; rakam bu sayfada belirtilmemektedir.
Borçlu menfi tespit davası sırasında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmişse, davaya istirdat davası olarak devam edilir (İİK m.72). Böylece borçlunun ödemeden sonra yeniden dava açmasına gerek kalmaz.
İstirdat davası
İstirdat davası, borçlu olmadığı hâlde ödeme yapmış olan kişinin ödediğini geri almasını sağlar. İİK m.72’ye göre, takibe itiraz etmemiş veya itirazı kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek zorunda kalan kişi, ödediği tarihten itibaren bir yıl içinde genel hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geri alınmasını isteyebilir. İstirdat davasında davacı yalnızca paranın verilmesi gerekmediğini ispatla yükümlüdür.
Takip dışında, borçlanılmamış bir edimin kendi isteğiyle yerine getirilmesi hâlinde Türk Borçlar Kanunu’nun sebepsiz zenginleşme hükümleri gündeme gelir. Borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir (TBK m.78). Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, geri isteme hakkının öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren on yıl sonra zamanaşımına uğrar (TBK m.82).
Yetkili mahkeme ve ispat
Menfi tespit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir (İİK m.72). Görevli mahkeme, malvarlığı haklarına ilişkin davalarda aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir (HMK m.2). Ticari nitelikteki uyuşmazlıklarda görev ayrı kanunlarda düzenlenmiştir.
İspat yükü kural olarak iddia edilen vakıadan lehine hak çıkaran taraftadır (HMK m.190). Menfi tespit davasında davacı borçlu olmadığını iddia eder; ancak alacağın dayanağı olan hukuki ilişki ve belgeler çoğu zaman davalının elindedir. Hangi tarafın neyi ispat edeceği, alacağın kaynağına ve kanunun özel düzenlemelerine göre mahkemece değerlendirilir. Kanunda belirtilen parasal sınırı aşan hukuki işlemlerin senetle ispatı gerekir (HMK m.200).
Menfi tespit davasının sonuçları
Menfi tespit davasının sonucu, takip dosyasındaki alacağın akıbetini doğrudan etkiler. Dava borçlu lehine sonuçlanıp karar kesinleşirse icra eski hâle iade edilir; dava reddedilirse alacaklı tedbir sebebiyle geç tahsil ettiği alacak bakımından zararını teminattan alabilir (İİK m.72).
Kambiyo senetlerine özgü takipte de menfi tespit ve istirdat yoluna başvurulabilir. İtirazın reddi veya imza itirazının reddi hâllerinde hükmedilen tazminat ve para cezasının tahsili, borçlu menfi tespit veya istirdat davası açarsa dava sonuna kadar ertelenir; davanın borçlu lehine sonuçlanması hâlinde daha önce hükmedilen tazminat ve para cezası kalkar (İİK m.169/a, 170).
Medeni hukuk uyuşmazlıkları, konusuna göre sulh hukuk, asliye hukuk veya tüketici mahkemesinde görülür; icra işlemleri icra müdürlüklerinde yürütülür. Aydın Adliyesi'nde icra müdürlüğü ve arabuluculuk bürosu bulunur. Aydın Adliyesi, Efeler'de Köprülü-Veysi Paşa Mahallesi'ndeki Adalet Sarayı'nda hizmet verir; Nazilli ve Söke adliyeleri ile bunlara bağlı ilçe adliyeleri için ilçe–adliye tablosu Aydın'da yargı sayfasındadır.
Menfi tespit davası için hukuki yarar şart mıdır?
Evet. Davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması HMK m.114 uyarınca dava şartları arasındadır. Mahkeme dava şartlarını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır (HMK m.115).
İstirdat davası için süre var mıdır?
Takibe itiraz etmemiş veya itirazı kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek zorunda kalan kişi, ödediği tarihten itibaren bir yıl içinde genel hükümlere göre mahkemeye başvurarak paranın geri alınmasını isteyebilir (İİK m.72).
Menfi tespit davası açılınca takip durur mu?
Kendiliğinden durmaz. Takipten önce açılan davada mahkeme, talep üzerine ve kanunda belirtilen teminat karşılığında takibin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. Takipten sonra açılan davada ise tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez (İİK m.72).
Haksız takip için tazminat öngörülmüş müdür?
Dava borçlu lehine sonuçlanırsa takip durur. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, borçlunun talebi üzerine dava sebebiyle uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir; kanun bu zarar için alt sınır da belirler (İİK m.72).
Ticari davalarda arabuluculuk gerekir mi?
Arabulucuya başvurulmasının dava şartı olduğu uyuşmazlıklar ilgili kanunlarda belirlenir. Bu şartın uyuşmazlığa uygulanıp uygulanmadığı, 6325 sayılı Kanun ve ilgili özel kanun metninden kontrol edilmelidir (6325 m.18/A).
Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; mevzuat değişebilir ve belirli bir dosya için hukuki görüş içermez.
