İçeriğe geç

Kefalet Sözleşmesi: Şekil Şartları, Eş Rızası ve Kefilin Sorumluluğu

Kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartları, eş rızası, adi ve müteselsil kefalet, kefilin sorumluluğu ve kefaletin sona ermesi hakkında Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde genel bilgi.

Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir (TBK m.581). Kefil asıl borçlu değildir; ancak borçlu borcunu ödemezse alacaklı kefile başvurabilir. Kefalet, sonuçlarının ağırlığı nedeniyle kanunda sıkı şekil şartlarına bağlanmıştır ve şekle uyulmayan kefalet sözleşmesi geçerli olmaz.

Bu sayfa kefalete ilişkin hükümleri genel bilgi düzeyinde tanıtır. Somut bir kefalet ilişkisinde sözleşmenin metni, tarihi ve tarafların konumu sonucu belirler. Mevzuat değişebileceğinden güncel metin mevzuat.gov.tr adresinden izlenmelidir.

Kapsam

  • Kefaletin tanımı ve konusu (TBK m.581-582)
  • Şekil şartları (TBK m.583)
  • Eşin rızası (TBK m.584)
  • Adi, müteselsil ve birlikte kefalet (TBK m.585-587)
  • Kefilin sorumluluğunun kapsamı (TBK m.589)
  • Kefilin hakları ve rücu (TBK m.591-597)
  • Kefaletin sona ermesi (TBK m.598-602)

Süreç nasıl işler

  1. Sözleşmenin kurulması

    Kefalet yazılı yapılır; kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ve kefalet tarihi belirtilir. Bu unsurlar ile müteselsil kefalette bu sıfat, kefilin kendi el yazısıyla yazılır (TBK m.583).

  2. Eş rızasının alınması

    Kefil olacak kişinin eşinin yazılı rızası, sözleşmenin kurulmasından önce veya en geç kurulması anında verilmelidir (TBK m.584). Kanunda sayılan istisnalar saklıdır.

  3. Borcun muaccel olması

    Asıl borç ifa edilmezse alacaklı, kefalet türüne göre borçluya veya doğrudan kefile başvurabilir (TBK m.585, 586).

  4. Takip ve itiraz

    Kefile karşı da takip veya dava yoluna gidilebilir. Kefil, asıl borçluya ait defileri alacaklıya karşı ileri sürebilir (TBK m.591).

  5. Ödeme ve rücu

    Alacaklıya ödeme yapan kefil, ödediği ölçüde alacaklının haklarına halef olur ve kanundaki şartlarla asıl borçluya rücu edebilir (TBK m.596, 597).

Kefaletin tanımı ve konusu

Kefalet sözleşmesinde kefil, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından alacaklıya karşı kişisel olarak sorumlu olmayı üstlenir (TBK m.581). Kefalet mevcut ve geçerli bir borç için yapılabileceği gibi, gelecekte doğacak veya koşula bağlı bir borç için de yapılabilir; bu durumda kefalet borç doğduğunda veya koşul gerçekleştiğinde hüküm ifade eder. Kanundan aksi anlaşılmadıkça kefil, kendisine tanınan haklardan önceden feragat edemez (TBK m.582).

Kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin hükümler, gerçek kişilerce kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulanır (TBK m.603).

Şekil şartları

Kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır (TBK m.583). Bu sebeple matbu bir metne yalnızca imza atılması, kanunun aradığı şekil şartlarını karşılamaz.

Kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil şartlarına bağlıdır. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz (TBK m.583).

Eşin rızası

Eşlerden biri, mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir. Rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez (TBK m.584).

Kanun belirli kefaletlerde eş rızasını aramaz. Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilen kefaletler, mesleki faaliyetleriyle ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlarca verilen kefaletler ve kanunda sayılan bazı kredi ve kooperatif kredilerindeki kefaletler bu kapsamdadır (TBK m.584). Bir kefaletin istisna kapsamında olup olmadığı kanundaki güncel metne bakılarak belirlenmelidir.

Adi, müteselsil ve birlikte kefalet

Adi kefalette alacaklı, borçluya başvurmadıkça kefili takip edemez. Kanun bazı hâllerde doğrudan kefile başvurmaya imkân verir: borçlu aleyhine yapılan takibin sonucunda kesin aciz belgesi alınması, borçlu aleyhine Türkiye’de takibin imkânsız hâle gelmesi veya önemli ölçüde güçleşmesi, borçlunun iflasına karar verilmesi ve borçluya konkordato mehli verilmesi bu hâllerdendir (TBK m.585).

Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir; ancak bunun için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması ya da açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir (TBK m.586). Birden çok kişi aynı borca birlikte kefil olursa her biri kendi payı için adi kefil gibi, diğerlerinin payı için de kefile kefil gibi sorumlu olur; müteselsil olarak yükümlülük altına girenlerin her biri ise borcun tamamından sorumludur (TBK m.587).

Kefilin sorumluluğunun kapsamı

Kefil her durumda kefalet sözleşmesinde belirtilen azamî miktara kadar sorumludur. Aksi sözleşmede kararlaştırılmamışsa kefil, bu miktarla sınırlı olmak üzere asıl borçtan ve borçlunun kusur veya temerrüdünün yasal sonuçlarından, borçluya karşı yöneltilen takip ve davaların masraflarından (alacaklının bunu kefile, kefilin borcu ödeyerek önleyebileceği uygun bir zaman önce bildirmesi koşuluyla), işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan yıla ait akdî faizlerden sorumludur (TBK m.589). Sözleşmede açıkça kararlaştırılmamışsa kefil, borçlunun yalnızca kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonraki borçlarından sorumlu olur.

Kefilin, asıl borç ilişkisinin hükümsüz hâle gelmesinin sebep olduğu zarardan ve ceza koşulundan sorumlu olacağına ilişkin anlaşmalar kesin olarak hükümsüzdür (TBK m.589). Kefil, asıl borçluya ait olan ve borçlunun ödeme güçsüzlüğünden doğmayan bütün defileri alacaklıya karşı ileri sürme hakkına sahiptir; asıl borçlu bir defiden vazgeçmiş olsa bile kefil bu defiyi ileri sürebilir (TBK m.591).

Alacaklının yükümlülükleri ve kefilin hakları

Alacaklı, kefalet sırasında var olan veya sonradan elde ettiği rehin haklarını ve güvenceleri kefilin zararına olarak azaltırsa, zararın daha az olduğunu ispat etmedikçe kefilin sorumluluğu da buna uygun biçimde azalır (TBK m.592). Asıl borçlu anaparanın veya yarım yıllık döneme ait faizin ödenmesinde ya da yıldan yıla yapılması öngörülen anapara ödemelerinde altı ay gecikirse alacaklı durumu kefile bildirmek zorundadır. İstek hâlinde alacaklı, her zaman asıl borcun kapsamı hakkında kefile bilgi vermekle yükümlüdür. Bu gerekleri yerine getirmeyen alacaklı, kefilin uğradığı zarar miktarınca ona karşı haklarını kaybeder (TBK m.594).

Kefil belirli durumlarda asıl borçludan güvence verilmesini ve borç muaccel olmuşsa borçtan kurtarılmasını isteyebilir (TBK m.595). Borcu tamamen veya kısmen ödeyen kefil, alacaklının haklarına ödediği ölçüde halef olur (TBK m.596) ve durumu borçluya bildirmek zorundadır (TBK m.597).

Kefaletin sona ermesi ve zamanaşımı

Hangi sebeple olursa olsun asıl borç sona erince kefil de borcundan kurtulur. Gerçek kişi tarafından verilen her türlü kefalet, sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar; süre yalnızca kanundaki şekil ve zamanlama koşullarıyla en çok on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir (TBK m.598). Gelecekte doğacak bir borca kefaletle ilgili olarak, borçlunun mali durumunun önemli ölçüde bozulması gibi hâllerde kefil borç doğmadığı sürece alacaklıya yazılı bildirimle kefaletten dönebilir; bu durumda kefil alacaklının uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür (TBK m.599). Süreli kefalette kefil sürenin sonunda borcundan kurtulur (TBK m.600).

Zamanaşımı asıl borçluya karşı kesilince kefile karşı da kesilmiş olur; kefile karşı kesilmesi ise asıl borçluya karşı kesilmiş olmaz (TBK m.155). Kefilin rücu hakkına ilişkin zamanaşımı, kefilin alacaklıya ifada bulunduğu anda işlemeye başlar (TBK m.596). Kefile karşı icra takibi başlatıldığında, ödeme emrine itiraz süresi ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gündür (İİK m.62).

Aydın'da yargı yeri

Medeni hukuk uyuşmazlıkları, konusuna göre sulh hukuk, asliye hukuk veya tüketici mahkemesinde görülür; icra işlemleri icra müdürlüklerinde yürütülür. Aydın Adliyesi'nde icra müdürlüğü ve arabuluculuk bürosu bulunur. Aydın Adliyesi, Efeler'de Köprülü-Veysi Paşa Mahallesi'ndeki Adalet Sarayı'nda hizmet verir; Nazilli ve Söke adliyeleri ile bunlara bağlı ilçe adliyeleri için ilçe–adliye tablosu Aydın'da yargı sayfasındadır.

Aydın'da yargı: adliyeler ve ilçeler

Sık sorulan sorular

Kefalet için şekil şartları nelerdir?

Kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması hâlinde bu sıfatı kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır (TBK m.583).

Eşin rızası gerekir mi?

Eşlerden biri, mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir. Rıza sözleşmeden önce veya en geç sözleşmenin kurulduğu anda verilmiş olmalıdır. Ticaret siciline kayıtlı işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili verilen kefaletler gibi kanunda sayılan hâllerde eş rızası aranmaz (TBK m.584).

Müteselsil kefil doğrudan takip edilebilir mi?

Kefil müteselsil kefil sıfatıyla yükümlülük altına girmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden kefili takip edebilir. Bunun için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir (TBK m.586).

Kefil borcu öderse ne olur?

Kefil, alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde alacaklının haklarına halef olur (TBK m.596). Borcu ödeyen kefil durumu borçluya bildirmek zorundadır; bildirmez ve borçlu da ödemeyi bilmeden alacaklıya ifada bulunursa kefil rücu hakkını kaybeder (TBK m.597).

Kefalet süresiz midir?

Gerçek kişi tarafından verilen her türlü kefalet, sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Süre, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla, kefilin şekle uygun yazılı açıklamasıyla en çok on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir (TBK m.598).

Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; mevzuat değişebilir ve belirli bir dosya için hukuki görüş içermez.