İçeriğe geç

Alacak Davaları ve Borçlar Hukuku: Temel Kavramlar

Alacağın doğuş kaynakları, temerrüt ve faiz, zamanaşımı, takip ve dava yolları ile ispat kuralları hakkında Türk Borçlar Kanunu, HMK ve İİK çerçevesinde genel bilgi.

Alacak, bir kişinin başka bir kişiden belirli bir edimi, çoğu zaman para ödemesini isteme hakkıdır. Karşı tarafta bu edimi yerine getirmekle yükümlü bir borçlu bulunur. Borç ilişkisinin genel hükümleri Türk Borçlar Kanunu’nda (6098) yer alır. Alacağın mahkemede nasıl isteneceği Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na (6100), cebri icra yoluyla nasıl tahsil edileceği ise İcra ve İflas Kanunu’na (2004) tabidir. Bu üç metin birlikte okunduğunda alacak hukukunun temel çerçevesi görülür.

Bu sayfa alacak davalarına ilişkin temel kavramları genel bilgi düzeyinde tanıtır. Somut bir uyuşmazlıkta sonuç; sözleşmenin içeriğine, belgelere, tarihlere ve ispat durumuna göre değişir. Mevzuat zaman zaman değiştiğinden güncel metin mevzuat.gov.tr adresinden izlenmelidir. Faiz oranları ve parasal sınırlar gibi dönemsel tutarlar için de ilgili resmî kaynağa bakılmalıdır.

Kapsam

  • Borç ilişkisi ve alacak türleri
  • Sözleşme, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmeden doğan alacaklar
  • Temerrüt ve faiz (TBK m.117-122)
  • Zamanaşımı süreleri (TBK m.146-156)
  • Dava yolu ve takip yolu
  • Kısmi dava ve belirsiz alacak davasının kaldırılması
  • İspat yükü ve senetle ispat kuralı
  • Görevli mahkeme, yetki ve arabuluculuk

Süreç nasıl işler

  1. Alacağın belirlenmesi

    Alacağın hukuki dayanağı (sözleşme, haksız fiil veya sebepsiz zenginleşme), tutarı ve muaccel olduğu tarih belirlenir. Dayanak belgeler bir araya getirilir.

  2. Temerrüdün oluşması

    Muaccel bir borçta borçlu, kural olarak alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Ödeme gününün sözleşmeyle belirlendiği hâllerde bu günün geçmesi yeterlidir (TBK m.117).

  3. Yol seçimi

    Alacak, icra takibi veya dava yoluyla istenebilir. Belgenin niteliği, borçlunun tutumu ve ispat durumu bu seçimi etkiler.

  4. Takip talebi veya dava dilekçesi

    Takip talebi icra dairesine verilir (İİK m.58). Dava ise HMK m.119’daki unsurları taşıyan bir dilekçeyle açılır.

  5. İtiraz ve yargılama

    Ödeme emrine karşı itiraz süresi yedi gündür ve süresinde yapılan itiraz takibi durdurur. Alacaklı, itirazın iptali davasını itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde açabilir (İİK m.67). Dava yolunda dilekçeler aşaması, ön inceleme, tahkikat ve hüküm izlenir.

  6. Kesinleşme ve tahsil

    Kesinleşen takip veya mahkeme kararı sonrasında tahsil, İcra ve İflas Kanunu’ndaki haciz ve satış hükümlerine göre yürütülür.

Borç ilişkisi ve alacak kavramı

Borç ilişkisinde alacaklı, borçludan bir edimin yerine getirilmesini isteyebilir. Edim çoğu zaman bir para ödemesidir, ancak bir şeyin yapılması, yapılmaması veya teslim edilmesi de olabilir. Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür (TBK m.112). Bu hüküm, ispat yükünün kusursuzluk bakımından borçluda olduğunu gösterir.

Alacak davası, ifa edilmeyen bir borcun mahkeme kararıyla hüküm altına alınmasını amaçlar. Alacak para alacağı olabileceği gibi, bir malın tesliminin veya bir işin yapılmasının istenmesi biçiminde de ortaya çıkabilir. Bu sayfada ağırlıklı olarak para alacakları ele alınmaktadır.

Alacağın doğuş kaynakları

Alacaklar başlıca üç kaynaktan doğar: sözleşme, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme. Sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe hiçbir şekle bağlı değildir. Kanunun şekil öngördüğü hâllerde ise bu şekil kural olarak geçerlilik şartıdır ve şekle uyulmadan kurulan sözleşme hüküm doğurmaz (TBK m.12).

Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür (TBK m.49). Haklı bir sebep olmaksızın bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen kişi de bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür (TBK m.77). Alacağın hangi kaynaktan doğduğu; zamanaşımı süresini, temerrüdün başlangıcını ve ispat yöntemini etkilediğinden dava dilekçesinde açıkça belirtilmelidir.

Temerrüt ve faiz

Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün sözleşmeyle belirlenmişse veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanılarak usulüne uygun bildirimle belirlenmişse, bu günün geçmesiyle temerrüt gerçekleşir. Haksız fiilde fiilin işlendiği tarih, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarih esas alınır (TBK m.117).

Temerrüde düşen borçlu, temerrüdünde kusuru olmadığını ispat etmedikçe borcun geç ifasından doğan zararı gidermekle yükümlüdür (TBK m.118). Temerrüt faizi oranı sözleşmede belirlenmemişse faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuata göre tespit edilir. Sözleşmeyle kararlaştırılacak temerrüt faizi, kanunda belirtilen sınırı aşamaz (TBK m.120). Faiz borcunda temerrüt faizi, icra takibine girişildiği veya dava açıldığı günden başlar ve temerrüt faizine ayrıca temerrüt faizi yürütülemez (TBK m.121). Temerrüt faizini aşan zarar bulunursa borçlu, kusursuzluğunu ispat etmedikçe bu zararı da gidermekle yükümlüdür (TBK m.122).

Zamanaşımı süreleri

Zamanaşımı dolduğunda borç ortadan kalkmaz; ancak borçlu zamanaşımı def’ini ileri sürerek ifadan kaçınabilir. Genel süre on yıldır. Kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi dönemsel edimler, konaklama ve yeme içme bedelleri, küçük çapta perakende satışlar ve belirli sözleşmelerden doğan alacaklar için beş yıllık süre öngörülmüştür (TBK m.146-147). Bu süreler sözleşmeyle değiştirilemez (TBK m.148).

Zamanaşımı alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar (TBK m.149). Borçlunun borcu ikrar etmesi, faiz ödemesi veya kısmen ifada bulunması, alacaklının dava açması ya da icra takibinde bulunması zamanaşımını keser (TBK m.154) ve yeni bir süre işlemeye başlar (TBK m.156). Haksız fiilden doğan tazminat istemi, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde fiilin işlenmesinden itibaren on yıl sonra; sebepsiz zenginleşme istemi ise geri isteme hakkının öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde zenginleşmeden itibaren on yıl sonra zamanaşımına uğrar (TBK m.72, 82). Haksız fiilin ceza kanunlarında daha uzun zamanaşımı öngörülen bir suç oluşturması hâlinde bu daha uzun süre uygulanır (TBK m.72).

Dava yolu ve takip yolu

Alacaklı, alacağını ilamsız icra takibi yoluyla isteyebilir. Takip talebi icra dairesine yazılı, sözlü veya elektronik ortamda yapılır ve talepte alacağın tutarı, faizli alacaklarda faizin işlemeye başladığı gün, senet yoksa borcun sebebi ve seçilen takip yolu gösterilir (İİK m.58). Borçlu ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir ve süresinde yapılan itiraz takibi durdurur (İİK m.62, 66).

İtiraz hâlinde alacaklı, itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde mahkemede itirazın iptalini dava edebilir (İİK m.67). Alacak, imzası ikrar edilmiş veya noterce onaylanmış bir borç ikrarını içeren bir senede ya da resmî makamlarca verilmiş belgeye dayanıyorsa, itirazın kesin olarak kaldırılması icra mahkemesinden altı ay içinde istenebilir (İİK m.68). Doğrudan alacak davası açmak da mümkündür. Dava dilekçesinde taraflar, dava konusu ve değeri, vakıalar, deliller, hukuki sebepler ve talep sonucu bulunmalıdır (HMK m.119).

Kısmi dava ve belirsiz alacak davasının kaldırılması

Talep konusu bölünebiliyorsa alacağın yalnızca bir kısmı dava edilebilir. Davada kalan kısımdan açıkça feragat edilmedikçe kısmi dava açılması, geri kalan kısımdan feragat anlamına gelmez (HMK m.109). 7589 sayılı Kanunla bu maddeye eklenen fıkra uyarınca alacağın yalnızca bir kısmının dava edildiği durumlarda talep, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Artırılan kısım bakımından zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.

HMK m.107’de düzenlenen belirsiz alacak davası ise aynı Kanunla yürürlükten kaldırılmıştır. Kaldırılan hükmün yürürlük ve geçiş düzenlemeleri 7589 sayılı Kanunda yer aldığından, belirli bir dosya için güncel kanun metni esas alınmalıdır.

İspat yükü ve senetle ispat kuralı

İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir (HMK m.190). Alacağını iddia eden taraf bu nedenle alacağın doğumunu, karşı taraf ise borcun sona erdiğini ispatla yükümlüdür. Karşı taraf, ispat yükü altındaki tarafın iddiasının doğru olmadığına dair delil sunabilir (HMK m.191).

Bir hakkın doğumu, devri, değiştirilmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin miktarı veya değeri kanunda belirtilen parasal sınırı geçerse bu işlemlerin senetle ispatı gerekir (HMK m.200). Bu hâllerde karşı tarafın açık muvafakati bulunursa tanık dinlenebilir. Senede bağlı iddialara karşı, senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak işlemler tanıkla ispat edilemez (HMK m.201). Ödeme, dekont, fatura, yazışma ve sözleşme gibi belgelerin düzenli saklanması bu nedenle önem taşır.

Görevli mahkeme, yetki ve arabuluculuk

Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, aksine bir düzenleme bulunmadıkça görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir (HMK m.2). Ticari nitelikteki uyuşmazlıklar bakımından görev, ayrı kanunlarda düzenlenmiştir. Genel yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri mahkemesidir (HMK m.6). Sözleşmeden doğan davalar sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde, haksız fiilden doğan davalar ise haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir (HMK m.10, 16).

İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı kabul edilmişse, davacı arabuluculuk sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağı dava dilekçesine eklemek zorundadır. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığı anlaşılırsa dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilir (6325 sayılı Kanun m.18/A). Hangi uyuşmazlıklarda arabuluculuğun dava şartı olduğu, uyuşmazlığın türüne göre ilgili kanundan kontrol edilmelidir.

Aydın'da yargı yeri

Medeni hukuk uyuşmazlıkları, konusuna göre sulh hukuk, asliye hukuk veya tüketici mahkemesinde görülür; icra işlemleri icra müdürlüklerinde yürütülür. Aydın Adliyesi'nde icra müdürlüğü ve arabuluculuk bürosu bulunur. Aydın Adliyesi, Efeler'de Köprülü-Veysi Paşa Mahallesi'ndeki Adalet Sarayı'nda hizmet verir; Nazilli ve Söke adliyeleri ile bunlara bağlı ilçe adliyeleri için ilçe–adliye tablosu Aydın'da yargı sayfasındadır.

Aydın'da yargı: adliyeler ve ilçeler

Sık sorulan sorular

Alacak zamanaşımı kaç yıldır?

Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m.146). Kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi dönemsel edimler, konaklama ve yeme içme bedelleri ile küçük sanat işlerinden doğan alacaklar gibi sayılan alacaklarda süre beş yıldır (TBK m.147). Bu süreler sözleşmeyle değiştirilemez (TBK m.148).

Faiz oranı nasıl belirlenir?

Temerrüt faizi oranı sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuata göre belirlenir (TBK m.120). Güncel oran resmî kaynaklardan öğrenilmelidir.

Belirsiz alacak davası hâlâ açılabilir mi?

HMK m.107, 7589 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmıştır. Alacağın yalnızca bir kısmı dava edilebilir (HMK m.109). Geçiş dönemine ilişkin hükümler için kanunun güncel metni incelenmelidir.

Alacak için önce icra takibi mi, dava mı gerekir?

Kanun her iki yolu da düzenler. İlamsız icra takibinde borçlu süresinde itiraz ederse takip durur; bu durumda alacaklı itirazın iptali davası açabilir. Hangi yolun uygun olduğu belgenin niteliğine ve uyuşmazlığın durumuna göre değişir.

Senetle ispat sınırı nedir?

HMK m.200’e göre, kanunda belirtilen parasal sınırı aşan hukuki işlemlerin senetle ispatı gerekir. Karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir. Güncel sınır resmî kaynaktan öğrenilmelidir.

Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; mevzuat değişebilir ve belirli bir dosya için hukuki görüş içermez.