Sigortalı çalışmanın bildirilmemesi veya eksik bildirilmesi hâlinde başvurulan hizmet tespiti yolu, hizmet dökümünün incelenmesi ve ispat kuralları hakkında 5510 sayılı Kanun ve genel usul hükümleri çerçevesinde genel bilgi.
Sigortalılık süreleri, çalışanın yaşlılık aylığı, hastalık ve iş göremezlik gibi sosyal güvenlik haklarının belirlenmesinde temel veri olarak kullanılır. Çalışmanın Sosyal Güvenlik Kurumuna işveren tarafından bildirilmesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu çerçevesinde düzenlenir. Çalışma hiç bildirilmemişse veya eksik gün ya da eksik ücretle bildirilmişse, çalışmanın gerçekte geçtiğinin mahkeme kararıyla tespiti istenebilir. Bu yola hizmet tespiti davası denir.
Bu sayfa hizmet tespiti ve sigortalılık sürelerine ilişkin sürecin genel çerçevesini anlatır. Sigortalı sayılma şartları, bildirim yükümlülükleri, dava süreleri ve prim gün sayıları 5510 sayılı Kanunda ve ilgili yönetmeliklerde düzenlenmiştir ve zaman zaman değişir. Bu nedenle madde numaraları, süreler ve sayılar için güncel kanun metni mevzuat.gov.tr adresinden ve Kurumun resmî kaynaklarından kontrol edilmelidir.
- Sigortalılık ve bildirim yükümlülüğü (5510)
- Kayıt dışı ve eksik bildirilen çalışma
- Hizmet dökümünün incelenmesi
- Hizmet tespiti davasında görevli mahkeme ve taraflar
- Dava açma süresi ve hak düşürücü süre
- İspat yükü ve deliller
- Arabuluculuk ve uyuşmazlık yolu
- Sigortalılık süresinin sosyal güvenlik haklarına etkisi
Hizmet dökümünün incelenmesi
Çalışanın Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında görünen hizmet bilgileri, gerçek çalışma süreleri ile karşılaştırılır. Eksik veya hiç bildirilmemiş dönemler belirlenir.
Belgelerin ve delillerin toplanması
İş sözleşmesi, ücret pusulaları, banka kayıtları, işyeri belgeleri ve çalışmayı bilen kişilerin bilgileri toplanır.
Dava süresinin kontrolü
Hizmet tespiti için kanunda öngörülen hak düşürücü sürenin ne zaman başlayıp ne zaman dolduğu güncel mevzuat üzerinden ayrıca kontrol edilir.
Dava öncesi başvuru gerekliliğinin değerlendirilmesi
İş Mahkemeleri Kanunu, sosyal güvenlik uyuşmazlıklarında dava öncesi Kuruma başvuru bakımından ayrı hükümler içerir; hizmet tespiti talebinin bu hükümlerin kapsamına girip girmediği güncel kanun metninden kontrol edilir. Alacak veya tazminat talepleri de ileri sürülüyorsa dava şartı arabuluculuk ayrıca değerlendirilir.
Dava ve yargılama
Dava, görevli mahkemede İş Mahkemeleri Kanunu ve ilgili usul hükümlerine göre açılır; Kurumun davadaki konumu da bu hükümlere göre belirlenir. Mahkeme, çalışmanın geçtiği süre ve ücreti belgeler ve tanık beyanları üzerinden değerlendirir. Gerektiğinde bilirkişi görüşü alınabilir (HMK m.266).
Sonuçların Kuruma yansıması
Kesinleşen karar doğrultusunda hizmet kayıtlarının düzeltilmesi ve primlerin tahsili Kurum işlemleriyle yürütülür.
Sigortalılık ve bildirim yükümlülüğü
5510 sayılı Kanun, sosyal sigorta kapsamında çalışanların sigortalı sayılma şartlarını, işverenin bildirim ve prim yükümlülüklerini ve sigortalıya sağlanacak hakları düzenler. Bu hakların birçoğu sigortalılık süresine ve prim ödeme gün sayısına bağlıdır. Dolayısıyla çalışmanın doğru ve eksiksiz bildirilmesi, çalışanın ileride yararlanacağı haklar bakımından önemlidir.
Hangi çalışanın hangi sigortalılık statüsünde olduğu, bildirimin ne zaman ve nasıl yapılacağı ve sürelerin nasıl hesaplanacağı kanunda ve ilgili yönetmeliklerde ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. Bu sayfada madde numarası veya sayı verilmemesi, güncel metinden kontrol gerekliliğinden kaynaklanmaktadır.
Kayıt dışı veya eksik bildirilen çalışma
Çalışma ilişkisi kurulduğu hâlde işveren tarafından hiç bildirilmemiş olabilir. Bunun yanında çalışma bildirilmiş fakat gerçek çalışma günlerinden daha az gün ya da gerçek ücretten daha düşük ücret üzerinden bildirilmiş olabilir. Her iki durumda da çalışanın hizmet kayıtlarına yansıyan süre, fiilî çalışma süresinden farklı olabilir.
Çalışma ilişkisinin kurulması bakımından İş Kanunu m.8 önemlidir. Bu maddeye göre iş sözleşmesi, bir tarafın bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir ve kanunda aksi belirtilmedikçe özel bir şekle tabi değildir. Dolayısıyla sözleşmenin yazılı olmaması tek başına çalışma ilişkisinin bulunmadığı anlamına gelmez.
Hizmet dökümünün incelenmesi
Çalışan, Kurum kayıtlarında görünen hizmet bilgilerini inceleyerek hangi dönemlerin bildirildiğini, hangi dönemlerin eksik olduğunu ve işyerinin hangi işveren adına kayıtlı olduğunu belirleyebilir. Bu inceleme, hizmet tespiti talebinin kapsamının saptanması için başlangıç noktası oluşturur.
Hizmet dökümünde görülen dönemler ile fiilî çalışma dönemleri arasındaki fark, dava konusu yapılacak süreyi gösterir. Bu aşamada çalışma tarihleri, işyeri unvanı ve görev tanımı gibi bilgilerin belgelerle uyumlu olması önemlidir.
Hizmet tespiti davası
Hizmet tespiti davası, görevli mahkemede İş Mahkemeleri Kanunu ve ilgili usul hükümlerine göre açılır; Kurumun davadaki konumu da bu hükümlere göre belirlenir. Mahkeme, davacının iddia ettiği çalışmanın gerçekten yapılıp yapılmadığını, çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihlerini ve ücretin miktarını araştırır.
Bu davalarda kanun hak düşürücü bir süre öngörmektedir. Hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan davalar bakımından hak kaybı yaşanabilir. Sürenin kaç yıl olduğu ve hangi tarihten başladığı konusu, kanunun güncel metninden ve uygulamadan kontrol edilmelidir.
İspat yükü ve deliller
Medeni Kanun m.6 ve HMK m.190 uyarınca ispat yükü kural olarak iddia edilen olgudan lehine hak çıkaran tarafa aittir. Çalışmanın varlığı ve süresi; iş sözleşmesi, ücret pusulası, banka hesap hareketleri, işyeri evrakı ve tanık beyanlarıyla ortaya konulmaya çalışılır. İşveren ücret hesabını gösterir imzalı pusula vermek zorundadır (İş Kanunu m.37); ücretin banka aracılığıyla ödenmesi hâlinde banka kayıtları da delil niteliği taşıyabilir (m.32).
Tanık gösteren taraf, dinletmek istediği vakıayı ve tanıkların adı soyadı ile tebliğe elverişli adreslerini içeren listeyi mahkemeye sunar (HMK m.240). Çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde mahkeme bilirkişiye başvurabilir (HMK m.266). Delillerin değerlendirilmesi mahkemenin takdirindedir.
Arabuluculuk ve uyuşmazlık yolu
İş Mahkemeleri Kanunu hükümlerine göre işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır; bu durumda davacı, anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya onaylı örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır (6325 m.18/A). Aynı kanun sosyal güvenlik uyuşmazlıklarında dava öncesi Kuruma başvuruya ilişkin ayrı hükümler de içerir.
Hizmet tespiti istemi, kendi başına alacak, tazminat veya işe iade talebi niteliğinde olmayabilir; talep ile birlikte ücret ya da tazminat alacakları da ileri sürülüyorsa dava şartı değerlendirmesi ayrıca yapılmalıdır. Kapsam kanunlarla değiştirilebildiğinden güncel metin kontrol edilmelidir.
Sigortalılık süresinin sonuçları
Sigortalılık süresi ve prim gün sayısı, yaşlılık aylığı, malullük ve ölüm sigortaları ile geçici iş göremezlik ödeneği gibi hakların şartlarını doğrudan etkiler. Ayrıca iş kazası ve meslek hastalığı hâlinde sigortalıya sağlanacak haklar da çalışmanın bildirilip bildirilmediğine bağlı olarak tartışma konusu olabilir.
İş sözleşmesinin sona ermesinde ise İş Kanunu ve 1475 sayılı Kanunun 14. maddesi çerçevesinde kıdem tazminatı gibi hakların hesabında hizmet süresi esas alınır. Bu nedenle çalışma süresinin doğru belirlenmesi hem sosyal güvenlik hem de iş hukuku bakımından önem taşır.
İş uyuşmazlıklarında dava açmadan önce arabulucuya başvurmak kural olarak zorunludur; Aydın Adliyesi'nde arabuluculuk bürosu bulunur. Dava, kanundaki yetki kurallarına göre iş mahkemesinde açılır. Aydın Adliyesi, Efeler'de Köprülü-Veysi Paşa Mahallesi'ndeki Adalet Sarayı'nda hizmet verir; Nazilli ve Söke adliyeleri ile bunlara bağlı ilçe adliyeleri için ilçe–adliye tablosu Aydın'da yargı sayfasındadır.
Hizmet tespiti nedir?
Hizmet tespiti, çalışmanın hiç bildirilmemesi, kısmen bildirilmesi ya da eksik gün veya ücretle bildirilmesi hâlinde, gerçek çalışma süresinin mahkeme kararıyla belirlenmesi talebidir. Bildirim yükümlülüğü ve sigortalılık şartları 5510 sayılı Kanunda düzenlenmiştir.
Hizmet tespiti davası için süre var mıdır?
5510 sayılı Kanun bu dava için hak düşürücü bir süre öngörmektedir. Süreyi ve başlangıç tarihini kanunun güncel metninden kontrol etmek gerekir; süre geçtikten sonra dava açılması hak kaybına yol açabilir. Bu sayfada belirli bir süre belirtilmemektedir.
Çalışma nasıl ispat edilir?
Medeni Kanun m.6 uyarınca kural olarak taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. Çalışma; iş sözleşmesi, ücret pusulası ve banka kayıtları gibi belgelerle, ayrıca tanık beyanlarıyla ispatlanmaya çalışılır (HMK m.240). Delillerin değerlendirilmesi mahkemeye aittir.
Ücret ödemeleri hangi şekilde yapılır ve ispat bakımından önemi nedir?
İş Kanunu m.32 uyarınca ücret kural olarak Türk parası ile işyerinde veya özel olarak açılan bir banka hesabına ödenir. İşveren ödemelerde işçiye ücret hesabını gösterir imzalı veya işyerinin özel işaretini taşıyan bir pusula vermek zorundadır (m.37). Bu belgeler çalışmanın ve ücretin gösterilmesinde kullanılabilir.
Yazılı iş sözleşmesi yapılmadıysa çalışma ilişkisi yok sayılır mı?
Hayır. İş Kanunu m.8 uyarınca iş sözleşmesi, kanunda aksi belirtilmedikçe özel bir şekle tabi değildir. Süresi bir yıl ve daha fazla olan iş sözleşmelerinin yazılı yapılması zorunludur. Yazılı sözleşme yapılmayan hâllerde işveren işçiye en geç iki ay içinde çalışma koşullarını gösteren yazılı bir belge vermekle yükümlüdür.
Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; mevzuat değişebilir ve belirli bir dosya için hukuki görüş içermez.
