İş kazası ve meslek hastalığında işverenin sorumluluk esasları, sosyal güvenlik işlemleri, maddi ve manevi tazminat kalemleri, zamanaşımı ve ispat konularında Türk Borçlar Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde genel bilgi.
İş kazası ve meslek hastalığı, hem sosyal güvenlik hukukunu hem de borçlar hukukunu ilgilendiren bir alandır. Sosyal güvenlik yönünden olayın iş kazası veya meslek hastalığı sayılıp sayılmadığı 5510 sayılı Kanun çerçevesinde belirlenir ve sigortalıya ya da hak sahiplerine bu kanundaki haklar sağlanır. Tazminat yönünden ise işverenin kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir (TBK m.417).
Bu sayfa süreci genel bilgi düzeyinde anlatır. Bir olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı, kusur oranları, tazminat kalemleri ve hesaplama yöntemi her olayda ayrı değerlendirilir. Sosyal güvenlik kanunundaki tanım, bildirim ve ödenek hükümleri ile ilgili yönetmelikler için güncel metin mevzuat.gov.tr adresinden izlenmeli; tutar ve oranlara ilişkin dönemsel veriler resmî kaynaklardan öğrenilmelidir.
- İş kazası ve meslek hastalığında sosyal güvenlik işlemleri (5510)
- İşverenin koruma ve önlem alma borcu (TBK m.417)
- Sorumluluğun hukuki niteliği
- Bedensel zarar ve ölüm hâlinde maddi tazminat kalemleri (TBK m.53, m.54)
- Manevi tazminat (TBK m.56, m.58)
- Sosyal güvenlik ödemelerinin tazminata etkisi (TBK m.55)
- Zamanaşımı (TBK m.72)
- İspat, kusur ve bilirkişi incelemesi
Olayın bildirilmesi ve kayıt altına alınması
İş kazası veya meslek hastalığının işveren tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmesi, 5510 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelik hükümlerine tabidir. Bildirim süresi ve şekli için güncel mevzuat izlenmelidir.
Sağlık raporları ve sosyal güvenlik işlemleri
Sağlık kuruluşu kayıtları, iş göremezlik durumu ve sosyal güvenlik hakları ilgili kurumun işlemleriyle belirlenir.
Sorumluluğun ve kusurun değerlendirilmesi
İşverenin iş sağlığı ve güvenliği için gerekli her türlü önlemi alıp almadığı, araç ve gereçleri noksansız bulundurup bulundurmadığı ve işçinin kusuru olup olmadığı değerlendirilir (TBK m.417).
Zararın belirlenmesi
Tedavi giderleri, çalışma gücünün azalmasından doğan kayıplar ve ölüm hâlinde destekten yoksun kalma zararı gibi kalemler ayrı ayrı belirlenir (TBK m.53, m.54).
Dava
Dava şartı olarak arabuluculuğun bu tür tazminat davalarına uygulanıp uygulanmadığı İş Mahkemeleri Kanunu’nun güncel metninden kontrol edilmelidir. Haksız fiilden doğan davalarda davalının yerleşim yeri mahkemesinin yanı sıra haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir (HMK m.6, m.16); görevli mahkeme İş Mahkemeleri Kanunu’na göre belirlenir.
Bilirkişi incelemesi ve karar
Kusur ve tazminat hesabı çoğunlukla özel veya teknik bilgi gerektirdiğinden mahkeme bilirkişi görüşüne başvurabilir (HMK m.266). Karara karşı kanun yolları saklıdır.
Sosyal güvenlik hukuku ve borçlar hukuku
İş kazası veya meslek hastalığı yaşayan çalışan bakımından iki ayrı hukuki alan devreye girer. Birincisi sosyal güvenlik hukukudur. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, iş kazası ve meslek hastalığı kavramlarını tanımlar, bildirim yükümlülüklerini belirler ve sigortalıya ya da hak sahiplerine sağlanacak hakları düzenler. Bu hakların kapsamı ve şartları için kanunun ve ilgili yönetmeliklerin güncel metni esas alınmalıdır.
İkincisi borçlar hukuku yönüdür. Sosyal güvenlik ödemeleri zararın tamamını karşılamayabilir. İşverenin sorumluluğu söz konusu olduğunda, ödenmeyen kısım bakımından Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır. Bu iki alan birbirinden bağımsız değildir; sosyal güvenlik ödemelerinin tazminata etkisi TBK m.55’te düzenlenmiştir.
İşverenin koruma ve önlem alma borcu
TBK m.417’nin ilk fıkrası, işverenin hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermekle yükümlü olduğunu belirtir. İkinci fıkra ise işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almayı, araç ve gereçleri noksansız bulundurmayı işverene yükler. İşçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür.
İşverenin bu hükümler dâhil kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir (m.417/3). Borcun gereği gibi ifa edilmemesi hâlinde borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının zararını gidermekle yükümlüdür (TBK m.112).
Maddi tazminat kalemleri
Bedensel zararlar TBK m.54’te özellikle tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak sayılmıştır. Ölüm hâlinde uğranılan zararlar ise cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin kayıplarıdır (m.53).
Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, TBK hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır; hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz (m.55). Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler (m.51). Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuşsa hâkim tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir (m.52).
Manevi tazminat
Bedensel bütünlüğün zedelenmesi hâlinde hâkim, olayın özelliklerini göz önünde tutarak zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat ödenmesine karar verilebilir (TBK m.56). Kişilik hakkının zedelenmesi hâlinde ise zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat isteyebilir; hâkim bunun yerine veya buna ek olarak başka bir giderim biçimi kararlaştırabilir (m.58).
Manevi tazminatın miktarı olayın özelliklerine göre hâkimce belirlenir. Bu nedenle genel bir tutar veya aralık belirtmek mümkün değildir.
Sosyal güvenlik ödemeleri ve rücu
TBK m.55 uyarınca kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, destekten yoksun kalma ve bedensel zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Bu hüküm, ödemelerin tazminattan düşülüp düşülmeyeceği konusunda ölçüt getirir.
Maddeye 2026 yılında eklenen fıkralar, çalışma gücü kayıpları ile destekten yoksun kalma zararlarında kanuni faizin başlangıcı ve ifa amacıyla ödenen bedelin mahsubu konularında ayrı kurallar içerir. Bu hükümlerin ayrıntısı ve uygulaması için güncel kanun metni incelenmelidir.
Zamanaşımı ve ceza hukuku ile ilişki
TBK m.72’ye göre (haksız fiil hükümleri içinde) tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu daha uzun zamanaşımı uygulanır.
Bu hükmün somut olaya nasıl uygulanacağı; zararın öğrenildiği tarihin belirlenmesi, sürekli zararın ortaya çıkış zamanı ve olayın sözleşmeye aykırılık ya da haksız fiil olarak nitelendirilmesi gibi hususlara göre değişir. Süre hesabı bakımından güncel mevzuat ve olay tarihleri birlikte değerlendirilmelidir.
İş kazaları bazı olaylarda ceza hukukunu da ilgilendirir. Türk Ceza Kanunu m.85, taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişinin iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağını; m.89 ise taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişinin dört aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılacağını düzenler. Kanun, ağırlaştırıcı hâller ve birden fazla kişinin etkilenmesi için ayrı hükümler öngörür.
Ceza yargılaması ile hukuk yargılaması birbirinden ayrı yürütülür. Ancak tazminat zamanaşımı bakımından ceza kanunlarının daha uzun zamanaşımı öngörmesinin etkisi TBK m.72’de gösterilmiştir.
Görevli ve yetkili mahkeme
İş ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda görevli mahkeme İş Mahkemeleri Kanunu’na göre belirlenir; kapsam için kanunun güncel metni kontrol edilmelidir. Genel yetkili mahkeme, davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir (HMK m.6). Haksız fiilden doğan davalarda ayrıca haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir (HMK m.16).
Dava şartı olarak arabuluculuğun iş kazası ve meslek hastalığından doğan tazminat davalarında aranıp aranmadığı, İş Mahkemeleri Kanunu’nun güncel metninden ayrıca kontrol edilmelidir.
İspat ve bilirkişi incelemesi
Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır (TBK m.50). Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. Sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumlulukta ise borçlu kendisine kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe sorumludur (m.112).
Kusur, iş göremezlik oranı ve tazminat hesabı çoğunlukla özel veya teknik bilgi gerektirir. Bu hâllerde mahkeme, taraflardan birinin talebi üzerine ya da kendiliğinden bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verebilir (HMK m.266). Delillerin değerlendirilmesi mahkemenin takdirindedir.
İş uyuşmazlıklarında dava açmadan önce arabulucuya başvurmak kural olarak zorunludur; Aydın Adliyesi'nde arabuluculuk bürosu bulunur. Dava, kanundaki yetki kurallarına göre iş mahkemesinde açılır. Aydın Adliyesi, Efeler'de Köprülü-Veysi Paşa Mahallesi'ndeki Adalet Sarayı'nda hizmet verir; Nazilli ve Söke adliyeleri ile bunlara bağlı ilçe adliyeleri için ilçe–adliye tablosu Aydın'da yargı sayfasındadır.
İşverenin iş sağlığı ve güvenliği konusundaki yükümlülüğünün dayanağı nedir?
TBK m.417 uyarınca işveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak ve araç ve gereçleri noksansız bulundurmakla yükümlüdür; işçiler de alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür. İşverenin kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü veya vücut bütünlüğünün zedelenmesine bağlı zararların tazmini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir.
Bedensel zararlarda hangi kalemler tazminat kapsamındadır?
TBK m.54 uyarınca bedensel zararlar özellikle tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplardır. Ölüm hâlinde ise cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücü kayıpları ve ölenin desteğinden yoksun kalanların kayıpları söz konusudur (m.53).
Manevi tazminat istenebilir mi?
Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda olayın özelliklerini göz önünde tutarak zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat ödenmesine karar verilebilir (TBK m.56). Miktar hâkimin takdirindedir; bu sayfada tutar belirtilmemektedir.
Sosyal güvenlik ödemeleri tazminattan düşülür mü?
TBK m.55’e göre kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, destekten yoksun kalma ve bedensel zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Rücu edilebilen ödemelerin hesaba etkisi ise bu madde ve sosyal güvenlik mevzuatı çerçevesinde ayrıca değerlendirilir.
Tazminat istemi için zamanaşımı süresi nedir?
Haksız fiil hükümleri arasında yer alan TBK m.72 uyarınca tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa bu daha uzun süre uygulanır. İşverenin sözleşmeye aykırı davranışına dayanan istemlerde ise sürenin hukuki nitelendirmeye göre değişebileceği unutulmamalıdır; kanunda aksine hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m.146).
Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; mevzuat değişebilir ve belirli bir dosya için hukuki görüş içermez.
