Maden ve taş ocağı faaliyetlerinde ruhsat dışındaki çevre izinleri, ÇED, tarım arazisi kullanımı, işletme dönemi yükümlülükleri ve idari yargı yoluna dair genel bilgi.
Maden ve taş ocağı faaliyetleri, madencilik mevzuatındaki ruhsat rejimi ile birlikte çevre, tarım arazisi, imar ve komşuluk hukuku gibi başka düzenlemelerin de kesiştiği bir alandır. Madencilik mevzuatı ruhsat rejimini ayrıca düzenler; ancak Çevre Kanunu’na göre çevre sorunlarına yol açabilecek projeler için ÇED Olumlu Kararı alınmadıkça onay, izin ve ruhsat verilemez, yatırıma başlanamaz. Bu nedenle ruhsatın varlığı çevreyle ilgili diğer izinlerin yerine geçmez.
Bu sayfa, söz konusu faaliyetlerin çevre hukuku yönünü genel hatlarıyla tanıtır. Maden mevzuatının ruhsat türlerine, süreye ve teminata ilişkin ayrıntıları bu sayfada yer almaz; belirli bir faaliyet için güncel mevzuat ve ilgili idarenin işlemleri esas alınmalıdır.
- Ruhsat ve çevre izinlerinin birbirinden ayrılması
- ÇED Olumlu Kararı şartı (2872 m.10)
- Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı (5403 m.13)
- Gürültü, titreşim ve komşuluk ilişkileri
- Faaliyetin durdurulması ve idari yaptırımlar
- İdari yargıda dava ve temyiz (İYUK m.46)
Faaliyet alanının hukuki durumunun belirlenmesi
Faaliyet alanının tarım arazisi, koruma statülü alan veya sulak alan niteliği taşıyıp taşımadığı kanunlara göre araştırılır. Koruma statüsü kazandırılmış alanlar ve ekolojik değeri olan alanlar plan kararı dışında kullanılamaz (2872 m.9).
ÇED yükümlülüğü
Çevre sorunlarına yol açabilecek projeler için ÇED Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlanır; ÇED Olumlu Kararı alınmadıkça onay, izin ve ruhsat verilemez, yatırıma başlanamaz (2872 m.10).
Tarım arazisi izni
Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili ve sulu tarım arazileri üzerinde kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri için, kanundaki şartlar çerçevesinde amaç dışı kullanım izni verilebilir (5403 m.13).
İşletme dönemi
Faaliyet sahibi çevre ve tarım arazilerine zarar vermeyecek şekilde çalışmak ve tahsis süresi bitiminde yeri eski vasfına getirmekle yükümlüdür (5403 m.13); gürültü ve titreşim standartlarına uyum da aranır (2872 m.14).
Yargı yolu
Maden ve taş ocaklarına ilişkin işlemlere karşı idare mahkemesinde iptal davası açılabilir; süre ve yürütmenin durdurulması kuralları İYUK’a göre uygulanır.
Ruhsat ile çevre izinlerinin ayrı hukuki rejimler olması
Madencilik faaliyeti, ruhsat rejimi bakımından kendi özel mevzuatına tabidir. Bununla birlikte aynı faaliyet, çevre koruma, tarım arazilerinin korunması, imar ve komşuluk hukuku gibi başka düzenlemelerin kapsamına da girer. Bu düzenlemeler birbirinin yerine geçmez; bir faaliyet için ruhsat bulunması, çevreye ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmiş olduğu anlamına gelmez.
Çevre Kanunu’nun 10. maddesi bu ayrımı açık biçimde ortaya koyar. ÇED Olumlu Kararı alınmadıkça ÇED’e tabi projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Hangi madencilik projelerinin ÇED kapsamında bulunduğu ve eşiklerin neler olduğu kanunda değil yönetmelikte belirtilir; bu sayfada eşik veya kapasite bilgisi yer almamaktadır.
Koruma statülü alanlar ve sulak alanlar
Çevre Kanunu’nun 9. maddesine göre ulusal mevzuat ve taraf olunan uluslararası sözleşmelerle koruma statüsü kazandırılmış alanlar ile ekolojik değeri olan hassas alanların her ölçekteki planlarda gösterilmesi zorunludur ve bu alanlar plan kararı dışında kullanılamaz. Sulak alanların doğal yapılarının ve ekolojik dengelerinin korunması esastır; sulak alanların doldurulması ve kurutulması yoluyla arazi elde edilemez, bu hükme aykırı olarak elde edilen alan faaliyet sahibince eski hâline getirilir.
Bir ocak sahasının bu tür alanlarla ilişkisi, faaliyetin yeri ve niteliğine göre her dosyada ayrıca incelenir. Zeytinlik alanları ise ayrı bir kanunla (3573) korunmaktadır; bu kanunun ve sonraki değişikliklerin madencilik faaliyetlerine etkisi bu sayfada ele alınmamış, yalnız güncel metnin izlenmesi gerektiği belirtilmiştir.
Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı
5403 sayılı Kanun’un 13. maddesine göre mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri tarımsal üretim amacı dışında kullanılamaz. Alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla, ilgili bakanlık tarafından kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri ile petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri için, toprak koruma projelerine uyulması kaydıyla Bakanlık tarafından izin verilebilir. Bakanlık bu yetkisini valiliklere devredebilir.
Madde ayrıca bu kapsamda izin alan işletmecilerin faaliyetlerini çevre ve tarım arazilerine zarar vermeyecek şekilde yürütmekle ve kendilerine tahsis edilen yerleri tahsis süresi bitiminde eski vasfına getirmekle yükümlü olduğunu belirtir. Valiliklerce verilen kararlara yapılan itirazlar Bakanlık tarafından değerlendirilerek karara bağlanır.
Gürültü, titreşim ve komşuluk ilişkileri
Çevre Kanunu’nun 14. maddesi, kişilerin huzur ve sükununu, beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde yönetmeliklerle belirlenen standartların üzerinde gürültü ve titreşim oluşturulmasını yasaklar; şantiye, fabrika ve atölye gibi kaynaklardan çıkan gürültü ve titreşimin standartlara indirilmesi için faaliyet sahiplerince gerekli tedbirlerin alınmasını ister. Ocak işletmelerinden kaynaklanan gürültü ve titreşim de bu çerçevede değerlendirilebilir.
Medeni Kanun açısından ise kazı ve yapı yapan malik, komşu taşınmazlara toprakları sarsmak veya tehlikeye düşürmek ya da üzerlerindeki tesisleri etkilemek suretiyle zarar vermekten kaçınmak zorundadır (4721 m.738). Taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkiler kullanılırken komşuları olumsuz etkileyecek taşkınlıktan kaçınma yükümlülüğü de ayrıca düzenlenmiştir (m.737). Zarar gören veya zarar tehlikesiyle karşılaşan kimse, durumun eski hâline getirilmesini, tehlikenin ve zararın giderilmesini dava edebilir (m.730).
Yaptırımlar ve faaliyetin durdurulması
Çevre Kanunu’nun 15. maddesine göre kanuna ve yönetmeliklere aykırı davrananlara aykırılığı düzeltmek üzere bir defaya mahsus ve bir yılı aşmamak üzere süre verilebilir; süre sonunda aykırılık düzeltilmezse faaliyet kısmen veya tamamen, süreli veya süresiz durdurulur. Çevre ve insan sağlığı yönünden tehlike yaratan faaliyetler ile ÇED incelemesi yapılmaksızın başlanan faaliyetler süre verilmeksizin durdurulur.
Kanunun 20. maddesine göre ÇED sürecini tamamlamadan inşaata başlayan veya faaliyete geçenlere proje bedeline bağlı idari para cezası verilir ve yatırımcı faaliyet alanını eski hâle getirmekle yükümlü olur. Atık veya artığın çevreye zarar verecek şekilde kasten verilmesi Türk Ceza Kanunu’nun 181. maddesinde, taksirle verilmesi ise 182. maddesinde ayrıca suç olarak düzenlenmiştir.
Dava ve kanun yolu
Maden ve taş ocağı faaliyetlerine ilişkin ruhsat, izin ve ÇED işlemlerine karşı idari yargıda iptal davası açılabilir. Dava açma süresi, özel kanunda ayrı süre yoksa idare mahkemelerinde altmış gündür; yürütmenin durdurulması için telafisi güç veya imkânsız zarar ve açık hukuka aykırılık şartları birlikte aranır. Çevre Kanunu’na dayalı idari yaptırım kararlarına karşı ise tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde dava açılabilir.
İYUK’un 46. maddesinin sayma biçimindeki hükmü, maden, taşocakları, orman, jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli sular ile ilgili mevzuatın uygulanmasına ilişkin işlemlere karşı açılan davaları, bölge idare mahkemesi kararlarının Danıştayda temyiz edilebileceği davalar arasında sayar. Hangi mahkemenin görevli olduğu ve kanun yolunun açık olup olmadığı her dosyada işlemin türüne göre belirlenir.
Çevre ve imar işlemlerine karşı iptal davaları idare mahkemesinde açılır. Aydın'da idare mahkemeleri bulunur ve istinaf başvuruları İzmir Bölge İdare Mahkemesi'ne yapılır. ÇED duyuruları ve halkın katılımı toplantıları Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce yürütülür.
Maden ruhsatı çevre izninin yerine geçer mi?
Hayır. Çevre Kanunu’nun 10. maddesine göre çevre sorunlarına yol açabilecek projelerde ÇED Olumlu Kararı alınmadıkça onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Hangi faaliyetin ÇED kapsamında olduğu yönetmelikle belirlenir.
Tarım arazisinde maden faaliyeti yapılabilir mi?
Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun 13. maddesine göre mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri tarımsal üretim amacı dışında kullanılamaz. Ancak alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla, ilgili bakanlık tarafından kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri için amaç dışı kullanım izni verilebilir.
Ocak işletmecisinin çevreye ilişkin yükümlülükleri nelerdir?
5403 sayılı Kanun’un 13. maddesi, madencilik faaliyetleri için izin alan işletmecilerin faaliyetlerini çevre ve tarım arazilerine zarar vermeyecek şekilde yürütmekle ve kendilerine tahsis edilen yerleri tahsis süresi bitiminde eski vasfına getirmekle yükümlü olduğunu belirtir. Çevre Kanunu ise gürültü ve titreşimin yönetmeliklerle belirlenen standartların üzerine çıkmasını yasaklar.
Faaliyet çevre mevzuatına aykırıysa ne olur?
Çevre Kanunu’nun 15. maddesine göre aykırı faaliyetler için süre verilebilir ve süre sonunda aykırılık giderilmezse faaliyet kısmen veya tamamen, süreli veya süresiz durdurulur. ÇED incelemesi yapılmaksızın başlanan faaliyetler süre verilmeksizin durdurulur. Bu yaptırımlar kanundaki idari para cezalarının uygulanmasına engel değildir.
Maden işlemlerine karşı açılan davalarda kanun yolu nasıl işler?
İYUK’un 46. maddesi, maden, taşocakları, orman, jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli sular ile ilgili mevzuatın uygulanmasına ilişkin işlemlere karşı açılan davaları, bölge idare mahkemesi kararlarının Danıştayda temyiz edilebileceği dava türleri arasında sayar. Temyiz süresi kararın tebliğinden itibaren otuz gündür.
Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; mevzuat değişebilir ve belirli bir dosya için hukuki görüş içermez.
