İçeriğe geç

Kıyı Kanunu (3621): Kıyı Kenar Çizgisi, Sahil Şeridi ve Yapılaşma

Kıyı Kanunu’nun kıyı alanlarındaki yeri ile Çevre Kanunu, ceza hukuku ve idari yargı bakımından kıyı alanlarına ilişkin genel çerçeve.

Kıyı Kanunu (3621), kıyı alanlarına ilişkin ayrı bir kanundur; Çevre Kanunu da sulak alan tanımında ve Özel Çevre Koruma Bölgelerine ilişkin hükümlerinde bu kanuna ve kıyı kenar çizgisine atıfta bulunur. Kıyı, kıyı kenar çizgisi, kıyı çizgisi ve sahil şeridi kavramlarının tanımı ile bu çizgilerin tespit ve onay usulü Kıyı Kanunu’nun kendi hükümlerine tabidir ve bu sayfada resmî metinle karşılaştırılamadığından açıklanmamıştır.

Bu sayfa, kıyı mevzuatının çevre hukuku, ceza hukuku ve idari yargı yönündeki kesişimlerini genel hatlarıyla tanıtır. Kıyı Kanunu’nun madde numaraları, şerit genişlikleri, yapı yasağının istisnaları ve tespit işlemlerine karşı dava süreleri bu sayfada verilmemiştir; çünkü bu hükümlerin ayrıntısı güncel kanun metninden doğrulanmalıdır.

Kapsam

  • Kıyı, kıyı kenar çizgisi ve sahil şeridi kavramlarının yeri
  • Kıyı tesislerinde atık yükümlülükleri (2872 m.11)
  • Sulak alanlar ve kıyı kenar çizgisi (2872 m.2, m.9)
  • Özel Çevre Koruma Bölgeleri ve kıyı planları
  • İmar kirliliğine neden olma (TCK m.184)
  • İdari yargıda dava (İYUK m.7, m.27)

Süreç nasıl işler

  1. Kıyı kenar çizgisinin tespiti

    Kıyı kenar çizgisinin hangi merci tarafından ve hangi usulle belirleneceği Kıyı Kanunu’nda düzenlenir. Tespit usulü ve yetkili merciler için kanunun güncel metni esas alınmalıdır.

  2. Faaliyetin kıyı rejimine göre değerlendirilmesi

    Planlanan yapı veya tesisin kıyıda ya da sahil şeridinde bulunup bulunmadığı, tespit edilmiş çizgiye ve ilgili planlara göre belirlenir.

  3. Çevre ve imar izinlerinin alınması

    Çevre Kanunu kapsamındaki ÇED ve atık yükümlülükleri ile imar mevzuatındaki yapı ruhsatı şartları ayrıca aranır.

  4. Denetim ve yaptırım

    Ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapılar bakımından idari yaptırımlar ile Türk Ceza Kanunu’nun 184. maddesi gündeme gelebilir.

  5. Yargı yolu

    Kıyı alanlarına ilişkin idari işlemlere karşı idare mahkemesinde iptal davası açılabilir; süre İYUK’un 7. maddesine ve işlemin bildirim şekline göre belirlenir.

Kıyı mevzuatının amacı ve temel kavramlar

Kıyılar, kamu yararı bakımından özel bir hukuki rejime tabidir. Kıyı Kanunu (3621) kıyı alanlarına ilişkin bu rejimi düzenleyen kanundur; kıyı, kıyı kenar çizgisi, kıyı çizgisi ve sahil şeridi kavramlarının tanımı ile kıyıda ve sahil şeridinde yapılabilecek faaliyetlerin çerçevesi bu kanunun hükümlerine bağlıdır. Bu sayfada söz konusu tanım ve ölçüler resmî metinle karşılaştırılamadığından verilmemiştir.

Bu kavramların somut sınırları arazide tespit edilen çizgiye bağlıdır. Dolayısıyla bir parselin veya yapının kıyı rejimine girip girmediği, yalnızca kanun metninden değil, o yer için yapılmış tespit ve onay işlemlerinden anlaşılır.

Çevre Kanunu bakımından kıyı alanları

Çevre Kanunu’nun 11. maddesi, liman, tersane, gemi bakım-onarım, gemi söküm ve marina gibi kıyı tesislerine özgü bir yükümlülük getirir. Bu tesisler, kendi tesislerinde ve gemi ve diğer deniz araçlarında oluşan petrollü ve yağlı katı atıklar, sintine, kirli balast, slaç, slop gibi sıvı atıklar ile evsel atıksu ve katı atıkların alınması, depolanması, taşınması ve bertarafı ile ilgili işlemleri ve tesisleri yapmak veya yaptırmakla yükümlüdür.

Çevre Kanunu’nun tanımlar bölümünde sulak alan, başta su kuşları olmak üzere canlıların yaşama ortamı olarak önem taşıyan bütün sular, bataklık, sazlık ve turbiyeler ile bu alanların kıyı kenar çizgisinden itibaren kara tarafına doğru ekolojik açıdan sulak alan kalan yerleri olarak anılır. 9. madde ise sulak alanların doğal yapılarının ve ekolojik dengelerinin korunmasını esas alır ve sulak alanların doldurulması ve kurutulması yoluyla arazi elde edilemeyeceğini belirtir; aksine arazi elde edilmişse alan faaliyet sahibince eski hâline getirilir.

Özel Çevre Koruma Bölgeleri ile ilişki

Çevre Kanunu’nun 9. maddesine göre Cumhurbaşkanı, ekolojik önemi olan ve çevre kirlenmelerine duyarlı toprak ve su alanlarını Özel Çevre Koruma Bölgesi olarak tespit ve ilan etmeye yetkilidir. Bu bölgelere ilişkin plan ve projelerde, İmar Kanunu’nun 9. maddesi ile Kıyı Kanunu’nun plan onama yetkisini düzenleyen hükümleri uygulanmaz. Bu istisna, kıyı alanlarında plan yetkisinin kanunlar arasında nasıl dağıldığını gösteren bir örnektir.

Bir kıyı alanının Özel Çevre Koruma Bölgesi kapsamında olup olmadığı, ilgili bölge ilanına ve planlara bakılarak belirlenir.

İmar kirliliği ve ceza hukuku

Türk Ceza Kanunu’nun 184. maddesi imar kirliliğine neden olma suçunu düzenler. Yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran kişi hakkında hapis cezası öngörülür; yapı ruhsatiyesi olmadan başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaade eden kişi de aynı hükme tabidir. Üçüncü fıkra hariç, maddenin hükümleri ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanır.

Kişi, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hâle getirirse, birinci ve ikinci fıkra bakımından kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer. Kıyıda yapılaşmaya ilişkin idari yaptırımlar ise Kıyı Kanunu ve imar mevzuatının kendi hükümlerine tabidir.

İdari yargıda dava

Kıyı kenar çizgisinin tespiti, plan onayı, ruhsat ve yıkım kararı gibi işlemler idari yargıda iptal davasına konu olabilir. Süre, özel kanunda ayrı hüküm yoksa idare mahkemelerinde altmış gündür ve yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde süre ilan tarihini izleyen günden başlar.

Dava açılması işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz; yürütmenin durdurulması için telafisi güç veya imkânsız zarar ile işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. İmar planları ve parselasyon işlemlerinden kaynaklanan davalar, İYUK’un 46. maddesindeki temyiz hükmünde ayrıca sayılmıştır.

Güncel metin ve kayıtların takibi

Kıyı alanlarına ilişkin hukuki durum, kanun metni kadar o yere özgü idari kayıtlara da bağlıdır. Kıyı kenar çizgisine ilişkin tespit ve onay belgeleri, imar planları, Özel Çevre Koruma Bölgesi gibi koruma rejimlerine ilişkin ilanlar ve varsa ÇED belgeleri, bir alanın hukuki durumunun anlaşılmasında başvurulan kayıtlar arasındadır.

Kıyı Kanunu ve ilgili yönetmelikler değişebildiğinden, madde numaraları, şerit genişlikleri ve istisnalar için mevzuat.gov.tr ve Resmî Gazete üzerinden yürürlükteki metin kontrol edilmelidir.

Aydın'da yargı yeri

Çevre ve imar işlemlerine karşı iptal davaları idare mahkemesinde açılır. Aydın'da idare mahkemeleri bulunur ve istinaf başvuruları İzmir Bölge İdare Mahkemesi'ne yapılır. ÇED duyuruları ve halkın katılımı toplantıları Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce yürütülür.

Aydın'da yargı: adliyeler ve ilçeler

Sık sorulan sorular

Kıyı kenar çizgisi nedir?

Çevre Kanunu’nun sulak alan tanımı kıyı kenar çizgisine atıfta bulunur: sulak alan, bu alanların kıyı kenar çizgisinden itibaren kara tarafına doğru ekolojik açıdan sulak alan kalan yerlerini de kapsar. Çizginin kendi tanımı ve tespit usulü Kıyı Kanunu’nda yer alır ve bu sayfada resmî metinle karşılaştırılamadığından verilmemiştir.

Sahil şeridi ile kıyı aynı şey midir?

Kıyı Kanunu kıyı, kıyı kenar çizgisi, kıyı çizgisi ve sahil şeridi kavramlarını kendi hükümlerinde ele alır. Tanımlar, sahil şeridinin genişliği ve şeritteki yapılaşma kuralları bu sayfada resmî metinle karşılaştırılamadığından verilmemiştir; bu konularda Kıyı Kanunu’nun güncel metni esas alınmalıdır.

Kıyı tesislerinin atık yükümlülüğü var mıdır?

Çevre Kanunu’nun 11. maddesi, liman, tersane, gemi bakım-onarım, gemi söküm ve marina gibi kıyı tesislerinin, kendi tesislerinde ve gemi ve diğer deniz araçlarında oluşan petrollü ve yağlı katı atıklar, sintine, kirli balast, slaç, slop gibi sıvı atıklar ile evsel atıksu ve katı atıkların alınması, depolanması, taşınması ve bertarafı ile ilgili işlemleri ve tesisleri yapmak veya yaptırmakla yükümlü olduğunu belirtir.

Ruhsatsız yapı bakımından ceza hükmü var mıdır?

Türk Ceza Kanunu’nun 184. maddesi, yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran kişiyi cezalandırır. Maddenin üçüncü fıkrası hariç hükümleri ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanır; kişi binayı imar planına ve ruhsatına uygun hâle getirirse birinci ve ikinci fıkra bakımından kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer.

Kıyıya ilişkin idari işlemlere karşı dava süresi nedir?

Özel kanunda ayrı süre gösterilmeyen hâllerde idare mahkemelerinde dava açma süresi altmış gündür ve yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar (İYUK m.7). Kıyı Kanunu’nda ayrı bir süre bulunup bulunmadığı kanunun güncel metninden kontrol edilmelidir.

Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; mevzuat değişebilir ve belirli bir dosya için hukuki görüş içermez.