Çevre Kanunu’ndaki kusursuz sorumluluk ve kirleten öder ilkesi ile tazminat, idari yaptırım ve çevrenin kirletilmesi suçlarının birbirinden bağımsız işleyen yolları hakkında genel bilgi.
Çevresel zarar, hukukta üç ayrı düzlemde sonuç doğurabilir: zarar görenin tazminat talebi, idarenin uygulayacağı idari yaptırımlar ve fiilin suç oluşturması hâlinde ceza yargılaması. Çevre Kanunu’nun 28. maddesine göre çevreyi kirletenler ve çevreye zarar verenler, sebep oldukları kirlenme ve bozulmadan doğan zararlardan dolayı kusur şartı aranmaksızın sorumludur. Kanunun 3. maddesi ise kirlenme ve bozulmanın önlenmesi, giderilmesi için yapılan harcamaların kirleten tarafından karşılanacağını belirtir.
Bu sayfa, söz konusu yolların kanundaki genel çerçevesini tanıtır. Metin belirli bir olay hakkında değerlendirme içermez; sorumluluğun doğup doğmadığı, zararın kapsamı ve uygulanacak yol her dosyada olayın ayrıntılarına, delillere ve güncel mevzuata göre belirlenir. Para tutarları ve ceza miktarları dönemsel olarak değiştiğinden bu sayfada yer almaz.
- Kirleten öder ilkesi (2872 m.3)
- Kusursuz sorumluluk ve genel hükümlerin saklı olması (2872 m.28)
- Tazminat zamanaşımı
- Komşuluk hukuku ve taşkınlık (TMK m.737)
- Birlikte sorumluluk ve rücu (TBK m.61–62)
- İdari yaptırım ve eski hale getirme
- Çevrenin kasten ve taksirle kirletilmesi (TCK m.181–182)
Zararın ve kirletenin belirlenmesi
Kirlenme veya bozulmaya yol açan faaliyet ve sorumlu kişi, ilgili idari kayıtlar, denetim tutanakları ve teknik incelemelerle ortaya konur. Kanun, kirleteni faaliyetleri sırasında veya sonrasında doğrudan veya dolaylı olarak çevre kirliliğine neden olan gerçek ve tüzel kişiler olarak tanımlar.
İdareye başvuru
Çevreyi kirleten veya bozan bir faaliyetten zarar gören ya da haberdar olan herkes ilgili mercilere başvurarak gerekli önlemlerin alınmasını veya faaliyetin durdurulmasını isteyebilir (2872 m.30).
Tazminat yolu
Zarar gören, kusur aranmaksızın Çevre Kanunu’nun 28. maddesine veya genel hükümlere dayanarak tazminat talep edebilir. Çevre Kanunu’na dayanan taleplerde zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren beş yıl sonra zamanaşımı gerçekleşir; genel haksız fiil hükümlerine dayanılırsa Türk Borçlar Kanunu’nun 72. maddesindeki süreler uygulanır.
İdari yaptırım süreci
Yetkili merci tutanağı değerlendirerek yaptırım kararı verir; karara karşı tebliğden itibaren otuz gün içinde idare mahkemesinde dava açılabilir (2872 m.25).
Ceza yolu
Fiil Türk Ceza Kanunu’nun 181. veya 182. maddesindeki suç tiplerine uyuyorsa Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunulabilir.
Kirleten öder ilkesi
Çevre Kanunu’nun 3. maddesinin (g) bendi, kirlenme ve bozulmanın önlenmesi, sınırlandırılması, giderilmesi ve çevrenin iyileştirilmesi için yapılan harcamaların kirleten veya bozulmaya neden olan tarafından karşılanacağını belirtir. Kirletenin kirlenmeyi veya bozulmayı durdurmak, gidermek veya azaltmak için gerekli önlemleri almaması veya bu önlemlerin yetkili makamlarca doğrudan alınması nedeniyle kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılan gerekli harcamalar, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre kirletenden tahsil edilir.
Kanunun 8. maddesi ise kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililerin kirlenmeyi önlemekle, kirlenmenin meydana geldiği hâllerde kirletenin kirlenmeyi durdurmak, etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlü olduğunu belirtir.
Kusursuz sorumluluk ve tazminat
Çevre Kanunu’nun 28. maddesi, çevreyi kirletenlerin ve çevreye zarar verenlerin sebep oldukları kirlenme ve bozulmadan doğan zararlardan dolayı kusur şartı aranmaksızın sorumlu olduğunu belirtir. Bu, zarar görenin Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesindeki genel haksız fiil kuralında olduğu gibi failin kusurunu ispat etmek zorunda kalmaması anlamına gelir. Bununla birlikte zararın varlığı ve miktarı bakımından ispat yükü, genel kurala göre zarar görendedir (TBK m.50).
Aynı maddeye göre kirletenin genel hükümlere göre de tazminat sorumluluğu saklıdır. Genel hükümlerde hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler (TBK m.51); zarar gören zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuşsa hâkim tazminatı azaltabilir veya tamamen kaldırabilir (m.52).
Zamanaşımı
Çevre Kanunu’nun 28. maddesine göre çevreye verilen zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren beş yıl sonra zamanaşımına uğrar. Genel haksız fiil hükümlerine dayanan taleplerde ise Türk Borçlar Kanunu’nun 72. maddesi uygulanır: tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar; tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa bu zamanaşımı uygulanır.
Hangi sürenin uygulanacağı, talebin hangi hukuki dayanağa oturduğuna göre belirlenir. Bu sayfa belirli bir olay için süre hesabı yapmaz.
Komşuluk hukuku ve taşkınlık
Türk Medeni Kanunu’nun 737. maddesi, herkesin taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkileri kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlü olduğunu belirtir. Taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel âdete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü veya sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır.
Taşınmaz malikinin mülkiyet hakkını yasal kısıtlamalara aykırı kullanması sonucunda zarar gören veya zarar tehlikesiyle karşılaşan kimse, durumun eski hâline getirilmesini, tehlikenin ve uğradığı zararın giderilmesini dava edebilir (m.730). Yerel âdete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan zararların uygun bir bedelle denkleştirilmesine karar verilebilir.
Birlikte sorumluluk ve rücu
Birden çok kişinin birlikte bir zarara sebebiyet vermesi veya aynı zarardan çeşitli sebeplerle sorumlu olması hâlinde müteselsil sorumluluk hükümleri uygulanır (TBK m.61). İç ilişkide tazminat paylaştırılırken bütün durum ve koşullar, özellikle her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur; payından fazlasını ödeyen kişi diğer sorumlulara karşı rücu hakkına sahiptir (m.62).
Çevre Kanunu da tehlikeli kimyasalların üretimi, satışı, depolanması, kullanılması ve taşınması faaliyetleri ile atıkların toplanması, taşınması, geçici ve ara depolanması, geri kazanımı, yeniden kullanılması ve bertarafı faaliyetlerinde bulunanların ve atık yönetim sorumlusu firmaların, kanunla getirilen yükümlülükler açısından müteselsilen sorumlu olduğunu belirtir (m.13). Aynı madde, sorumluların mesleki faaliyetleri nedeniyle oluşacak bir kaza dolayısıyla üçüncü şahıslara verebilecekleri zararlara karşı tehlikeli kimyasal ve tehlikeli atık mali sorumluluk sigortası yaptırmasını da zorunlu tutar.
İdari yaptırımlar ve eski hâle getirme
Çevre Kanunu’nun 15. maddesine göre aykırı faaliyetler için bir defaya mahsus ve bir yılı aşmamak üzere süre verilebilir; süre sonunda aykırılık giderilmezse faaliyet kısmen veya tamamen, süreli veya süresiz durdurulur. Süre verilmesi ve faaliyetin durdurulması, kanunda öngörülen cezaların uygulanmasına engel değildir. 20. maddede çeşitli fiiller için idari para cezaları sayılmıştır; ÇED sürecini tamamlamadan inşaata başlayan veya faaliyete geçenlerin cezaya konu durumda faaliyet alanını eski hâle getirmekle yükümlü olması da bu maddede düzenlenir.
İdari yaptırım kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde idare mahkemesinde dava açılabilir; dava açılması cezanın tahsilini durdurmaz (m.25). İdari yaptırım ile tazminat davası birbirinden bağımsız yollardır; biri diğerinin yerine geçmez.
Çevrenin kirletilmesi suçları
Türk Ceza Kanunu’nun 181. maddesi, ilgili kanunlarla belirlenen teknik usullere aykırı olarak ve çevreye zarar verecek şekilde atık veya artıkları toprağa, suya veya havaya kasten veren kişiyi cezalandırır. Atık veya artıkların toprakta, suda veya havada kalıcı özellik göstermesi hâlinde ceza artırılır; ağır sağlık sonuçları doğurabilecek nitelikteki atıklar bakımından daha ağır cezalar öngörülmüştür. Maddenin bazı fıkraları bakımından tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunabilir.
182. madde bu fiilin taksirle işlenmesini ayrıca düzenler. Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesine göre hukuk hâkimi, kusurun değerlendirilmesinde ve zararın belirlenmesinde ceza hâkiminin kararıyla bağlı değildir; beraat kararıyla da bağlı değildir. Bu nedenle ceza yargılamasının sonucu, tazminat davasında hâkimi kendiliğinden bağlamaz.
Çevre ve imar işlemlerine karşı iptal davaları idare mahkemesinde açılır. Aydın'da idare mahkemeleri bulunur ve istinaf başvuruları İzmir Bölge İdare Mahkemesi'ne yapılır. ÇED duyuruları ve halkın katılımı toplantıları Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce yürütülür.
Çevreye zarar veren kişinin sorumlu olması için kusurlu olması gerekir mi?
Hayır. Çevre Kanunu’nun 28. maddesine göre çevreyi kirletenler ve çevreye zarar verenler, sebep oldukları kirlenme ve bozulmadan doğan zararlardan dolayı kusur şartı aranmaksızın sorumludur. Kirletenin, meydana gelen zararlar için genel hükümlere göre de tazminat sorumluluğu saklıdır.
Çevre zararına ilişkin tazminat talebi hangi sürede zamanaşımına uğrar?
Çevre Kanunu’nun 28. maddesine göre çevreye verilen zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren beş yıl sonra zamanaşımına uğrar. Genel haksız fiil hükümlerine dayanılması hâlinde Türk Borçlar Kanunu’nun 72. maddesindeki süreler gündeme gelir; bu madde iki yıllık ve on yıllık süreleri ve ceza kanunlarında daha uzun süre öngörülmesi hâlini düzenler.
İdari para cezası kesilmesi tazminat hakkını ortadan kaldırır mı?
Hayır. Çevre Kanunu’nun 27. maddesine göre kanunda yazılı fiiller hakkında verilecek idari nitelikteki cezalar, bu fiiller için diğer kanunlarda yazılı cezaların uygulanmasına engel olmaz. Ayrıca 28. madde kirletenin genel hükümlere göre de tazminat sorumluluğunun saklı olduğunu belirtir.
Çevrenin kirletilmesi hangi suç tipleriyle düzenlenmiştir?
Türk Ceza Kanunu’nun 181. maddesi, ilgili kanunlarla belirlenen teknik usullere aykırı olarak ve çevreye zarar verecek şekilde atık veya artıkları toprağa, suya veya havaya kasten veren kişiyi cezalandırır. 182. madde ise çevreye zarar verecek şekilde atık veya artıkların toprağa, suya veya havaya verilmesine taksirle neden olan kişi için ceza öngörür.
Birden fazla kişi aynı zarardan sorumluysa ne olur?
Türk Borçlar Kanunu’nun 61. maddesine göre birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde müteselsil sorumluluk hükümleri uygulanır. Kendi payına düşenden fazlasını ödeyen kişi, 62. madde uyarınca diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahiptir.
Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; mevzuat değişebilir ve belirli bir dosya için hukuki görüş içermez.
